Okuyacağınız bu satırlardaki ayrıntıları ilgili herkes çıkıp yalanlayabilir.
            Eleştirebilir ya da eksiklerini tamamlayabilir.
            Denilebilir ki, fazla abartılmış.
            Denilebilir ki, ifrat/tefrit içinde yorumlanmış.
            Denilebilir ki, romantik bir hınç alma yazısı…
            Denilebilir ki, kabahatli kim ya da kimler?
            Denilebilirler o kadar çok ki!
            …
            2006 yılında NNT A.Ş (Nanoteknoloji Bor Ürünleri ve Seramik Malz. Ar-ge San. Tic. A.Ş) Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Akın, o sırada görevini yaptığım Uşak Kalkınma Vakfı Ofisi’nde bir ziyarette bulundu. Vakıf Genel Sekreteri sıfatımın yanında, konuya duyarlı bir vatandaş tarafımı da ekleyerek, ayrıca şehrimize yapılması planlanan yatırımla ilgili bilgiler verdi.
            Gerek teşvik gerekse Uşak’ın ekonomik potansiyeli bunların yanında Cafer Bey’in Uşaklı olması en büyük etkenlerin başındaydı.
            Cafer Akın’ın yatırım ve bilhassa Bor-Power ürünü ile ilgili anlattığı konular çok ilgimi çekti. Ülkemizde zaten “Bor Madeni” ile ilgili oluşmuş kamuoyunun da tesiri ve ilgililiğiyle dikkatim en üst seviyeye çıkmıştı.
            Zaten, Uşak Kalkınma Vakfı’ndaki gerek gönüllü gerekse resmi statüm de bu tür konularla ilgilenmeme ayrıca olanak da sağlıyordu.
            Sayın Cafer Akın yetkili kişilerle bir dizi görüşmeler yaptı, resmi müracaatlarda bulundu. Bor-Power başta olmak üzere, diğer entegre ve etap projelerle Uşak’ın Nano-Teknoloji Üssü olacağını söyledi.
            Uşaklı bir çok yetkili kişi Cafer Akın’a önce inanmak istemediler, duymak istemediler. Çünkü bir çokları kendini  küçük şehrin büyük insanları olarak görüyordu.
            Cafer Akın, bu tür yaklaşımlara uzunca bir süre kulaklarını da tıkamadan duymak istemedi. Bir misyoner gibi Nanoteknoloji ve Bor konusunda hem Uşak’ın hem de Ülkenin neler kazanabileceğini sabır ve metanetle sürekli anlattı.
            Bu süreçte Uşak Eski Milletvekili Alim Tunç, İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Ümit Alp, Doğan Haber Ajansı Uşak Temsilcisi Yavuz Kuşdemir ve benimle Cafer Beyi tanıştıran değerli dostumuz Ertuğrul Keser’in dışında neredeyse hiç kimse bu yatırımla ilgilenmedi.
            …
            Kısaca, Uşak Tekstil Organize Sanayi Bölgesi o dönemde arsa vermeye yanaşmadı.
            Hatta bir ara Cafer Akın hakkında “Profesyonel Dolandırıcı” iddiası ortaya atıldı.  
            Ardından da firma yatırımlarını Kırklareli’ne kaydırdı.
            …
            Prof. Dr. Mahir Kaynak’ın “Başımıza Çuval Geçirenler” isimli kitabında önemli bir tespitte bulunmuş. Diyor ki, “Bu ülkede sadece iki kişi bu makus talihi değiştirebilir.
            Birincisi ölümü ve sülalesinin öldürülmesini göze alacak bir lider.
            İkincisi ise teknolojik alanda ülkemizi Dünya’da sıralamaya sokacak bir işadamı.
            Ardından sıralıyor Mahir Kaynak.
            Bizim işadamımız İstanbul Boğazı’nda Yalı, Yat ve Uçakla hayallerini sınırlıyor. Hedefi küçük olan işadamıyla, politikacı ya da bürokratla ancak bu kadar ilerleme sağlanabilir…
            …
            Yatırımlarını Kırklareli’ne yoğunlaştıran firma bir müddet sonra başta Avrupa olmak üzere bilhassa otomotiv sektöründe birden bire ilgi çekmeye başladı. Nano yağlayıcının motorlar üzerindeki ısınma, enerji tasarrufu, kullanım süresinin uzaması ve hava kirliliğini aşırı derecede azaltması bu alanda devrim diye nitelendi.
            General Motor ve Du Pont yaklaşık bir ürünün patent hakkı için 5 Milyar ABD Doları teklif ettiler.
            Volvo, tüm Avrupa Distribitörlüklerine talip oldu.
            Bir çok uluslar arası firma harekete geçti.
            Cafer Akın, “Bor özelleştirilemez” kampanyası ve ardından bunun sonucu olarak kanunlaşması, Boren (Bor Enstitüsü) kuruluşunda önemli misyonlarda bulunmuş bir akil kişi olarak “Bora sahip çıkmak vatana ve bayrağa sahip çıkmak kadar kutsaldır” şeklinde açıklama yaparak milyarlarca dolarlık teklifleri geri çevirdi. 
            Ürün hakkında aynı Uşak’ta olduğu gibi yurt içinde ve dışında bazı çevreler tarafından gri propaganda yapılmaya başlanıldı. Bu psikolojik harbin dışında bir çok ölüm tehditleri aldılar. Avrupa Parlementosu yaklaşık 2 yıl önce “Bor Ürünleri” ile ilgili spekülatif bir karar alarak bu sektörün önünü tıkamak istese de Cafer Akın uluslar arası hukuk mücadelesine devam etti.
            Filmlerde izlediğimiz gibi gelişen ama sadece yaşayanlarının anlayabileceği bir şekilde bu mücadele devam etti.
            Önce Almanya’nın en önemli Nanoteknoloji Labaratuvarları’nda ardından da ABD’de ürün testleri ve değerleri Nanoteknoloji ve Mekanik alanında bütün dikkatleri NNT Firması üzerine çevirdi.
            ABD Başkanı Obama’nın kardeşi Georgia Hussein Obama firmadan distribitörlük almak için İstanbula’ geldi.
            Formüla 1 Şampiyonu Mika Hakkinen Bor Power Markası ile yarışıyor.
            Eskişehir Seyitgazi’de firma bir Bor Müzesi kurarak mesleki, kültürel ve tarihi sorumluluğunu yerine getirdi.
            Almanya devlet olarak Bor-Power ürünlerinin tüm araçlarda kullanılmasını zorunlu hale getirecek bir çalışma başlattı.
            İngiltere devlet olarak firmanın distribitörlük çalışmalarını Büyükelçi düzeyinde takip etti.
            Fabrika sayısını 5’e çıkararak ülkenin ve bölgenin en büyük Ar-Ge firması olduğunu ispatladı.
            Mavi yakalılar dahil olmak üzere dünya ekonomik krizinde sürekli büyüdü ve bütün çalışanlarının maaşlarına sürekli zam yaptı.
            Bir çok dizi filmlerine, milli takımlara ve organizasyonlara sponsorluk yaptı.
            Uluslar arası bir çok bilimsel makaleye konu olup, bir çok üniversite artık başta Cafer akın olmak üzere bu takımın peşine düşmeye başladı…
            Milyar dolara yaklaşan yıllık cirosu ve geçtiğimiz ay 125 Milyon dolarlık yeni bir iş bağlantısı daha yaptı.
            Sadece bir üründen çok az bahsedebildim.
            Ardından bitmiş ve dünyaya arz edilecek 21 tane daha proje var.
            İsterseniz şöyle toparlayalım ve soralım:           
  • Böyle bir firmanın Uşak’ta yatırım yapamaması Uşak’ın Yöneticilerinin hangi Vizyonunu özetleyebilir sizce? 
Yüzleşmek dünyanın en zor disiplinidir!            Çünkü bir yatırımın bir şehrin, bölgenin veya ülkenin kaderini nasıl değiştirebileceği…
            Hele, “Makus Talihin Değişebileceği” bir tabir kullanmamız hiç de yanlış olmazsa…
            Uşak Şehri’nin marka çıkaramayışı, elindeki her türlü değerleri bir türlü değerlendiremeyişi…
            Bunların yanında da bırakın vizyonsuzluğu, bilgiyi, birikimi ve güçleri…
            Bazı yatırımların neden Uşak’a getirilmek istenmediği özellikle vurgulanması ve sorgulanması gereken konular.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner421

banner420