Uşak kent dinamiklerini ortaya çıkarma adına proje yazılarıma devam etmeden önce üzüntü duyduğum bir konuyu ele almadan geçemeyeceğim. Bilgisayar oyunlarının etkinliğinden kimsenin şüphe etmeyeceğine inanıyorum. Yaş kaç olursa olsun her insan yaşantısının bir döneminde ya bu oyunlardan oynamış ya da çocuğu, torunu, mesai arkadaşı oynarken aşina olmuştur. Unutmayın insanlar artık bilgisayar aracılığı ile sosyalleşiyor!

Bu bağlamda bir önceki yazımda örneklediğim “Croesus Ball”, “Rich as Croesus” isimli ve Uşak dinamiklerini içinde barındırmasını planladığım oyun fikrinin ayrıntıları için ne arayan ne de soran oldu… Oysaki bu oyun projesi için ciddi araştırmalar gerçekleştirmiş ve yerli oyun geliştiriciler ile oyun maliyeti üzerine pazarlık bile yapmıştım. Ortaya çıkan maliyetler düşünüldüğünün aksine “deve yükü” değil. Sosyal sorumluluk projesi çerçevesinde böyle bir çalışmaya sponsor olabilecek bir Uşak firmasının çıkmaması üzücü. Yanı sıra yerel yönetimlerden de tık yok.

Bıkmak yok proje üretmeye devam. Aklın bedavası olmaz ama her şey memleketim için…

Show TV’de yayınlanan Muhteşem Yüzyıl dizisi birçok anlamda yaşantımızda değişiklikler meydana getirdi. Osmanlı saray yaşantısı, harem hayatı başta olmak üzere birçok kitap yazıldı, tartışmalar gerçekleştirildi. Bazı girişimci, akılcı firmalarda dizinin başarısından yola çıkarak kendi başarılarına imza attılar. En çok beğendiğim fikir ise Marshall Boya’nın Osmanlı Renkleri Koleksiyonu adlı reklam kampanyası oldu. “Lokum, Akide, Şerbet ve Kahve tadında” adlı başarılı bir reklam kampanyası, başarılı bir pazarlama taktiği… Marshall şimdi de bu çalışmayı “Dış Cephe Çarşılar Koleksiyonu” şeklinde devam ettiriyor.

Yıl 2011, Uşak tanıtım yılı. Kimsenin haberi yok. Dolayısıyla kampanya yok, taktik yok… Madem 2011 yılı Uşak Tanıtım Yılı ilan edildi de neden profesyonel bir ajanstan destek alınmadı?

Malum Uşak hatırı sayılır sayıda battaniye üretiminin gerçekleştirildiği bir kent. O yumuşacık, Uşak battaniyeleri soğuk kış gecelerinde hem bizi hem de sevdiklerimizi ısıtıyor. Hasan’ın, Mehmet’in, Yusuf’un ürettiği battaniyeler Türk insanı yanında Hans’ı, Eva’yı, Dimitri’yi, Sergio’yu, Mpongo’yu ve adını bilmediğimiz birçok dünya vatandaşını sarıp sarmalıyor…

Osmanlı sarayında battaniye kullanılır mıydı bilmem. Ama Marshall marka boya kullanmadıklarını da biliyorum. Uşak’ta onca üretici varken bir Osmanlı battaniye serisi üretilebilir miydi diye düşünmeden kendimi alamıyorum.

Tekrar 2011 yılına geri dönmek istiyorum. Madem 2011 yılı Uşak tanıtım yılıydı. Battaniye üreticilerinden biri bunu fırsat bilerek “Karun Hazineleri serisi” adı altında üretim gerçekleştirilemez miydi? Özel renk ve desenlerde hazırlanan bu koleksiyon bu yıla özel bir pazarlama çalışması ile gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında satışa sunulabilirdi. “Blandus Serisi”, “Akmonia Serisi”, “Sebaste Serisi” bunları izleyemez miydi? Herkes battaniye üretir ancak inovasyon kaç kişinin aklına gelir? Battaniye üreticisi olmamasına rağmen bu konuda Uşak Seramik’i takdir etmek boynuma borç…   

Şayet memleketimiz için bir şeyler yapmak, ilimizi tercih edilebilir yaşam alanları içerisinde görmek, birey başına düşen geliri yükseltmek, güler yüzlü bir yaşam sürdürmek istiyorsak geç kalmadan bir yerden başlamamız gerekiyor. Aksi takdirde – Atı alan Üsküdar’ı geçti- sözü bizim için uygun olur.

Bu tezimi başka bir örnekle desteklemek istiyorum. Bir Uşaklı olarak, Uşak’ta Tıp Fakültesi kurulması tüm Uşaklılar gibi benim de istek ve arzularım arasındadır. Hatta yeni yapılan Devlet Hastanesi’nin Tıp Fakültesine dönüştürülebileceğine inananlar bile var. Her ne kadar arzulasam da bu konuda çok geç kaldığımızı düşünenlerdenim. Nedenine gelince, Denizli’de, Aydın’da, İzmir’de, Afyon’da Manisa’da, Kütahya’da, Muğla’da ve Isparta’da Tıp Fakültesi var. Yani sağım solum Tıp Fakültesi…

Uşak’ta bir Tıp Fakültesinin kurulmasını benden çok isteyen olamaz. Ancak, yukarıdaki sebepten, yatırım maliyetlerinin yüksek olması, kadro olmayışı, yanı sıra Uşaklının gerekli lobiyi gerçekleştirememesi Uşak’ta Tıp Fakültesi açılması önünde engel oluşturduğunu düşünmekteyim. Yok, seçim yatırımı olarak böyle bir girişim yapılır mı? Yapılırsa en çok ben sevinirim. Tıp Fakültesinin Uşak’a büyük katkılar sağlayacağı kuşkusuzdur.

Biliyoruz ki, lafla peynir gemisi yürümez.

İşte nasıl ki, Uşak’ımıza Tıp Fakültesi kurulmasında geç kaldık ise başka girişimlerde de geç kalmayalım.

Devir ata binme devri... Bu sefer atın üstünde Üsküdar’a geçen biz olalım.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.