Aziz Nesin, belki de atasözlerinden daha çok anılan bir deyimi - düşünceyi ortaya attığında 90’ların başıydı. 

“Türk Milleti’nin % 60’ı Aptal” demişti. 
Aziz Nesin bu cümleyi ilk söylediğinde kendisini Eski Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek arar ve der ki:
- Aziz Bey ben size teşekkür etmek için aradım. Siz aslında Türk Milletini yüceltiyorsunuz! 
Aziz Nesin şaşırmıştır:  
- Nasıl yüceltiyorum Sayın Bakanım? 
- Dünyada hiçbir millet yok ki % 40’ı zeki ve üstün zekalı olsun. Siz Türk Milletine gerçekten hizmet eden kendi işinde gücünde olan vatandaşımızı harekete geçirmeye çalışan bir fikir adamısınız. 
Aziz Nesin ile karşılıklı gülüşmelerden sonra kısa sohbet sona erer. 
“Türk Milletinin % 60’ı Aptal” sözüne neredeyse kimseden ses çıkmadığından Aziz Nesin “Özür Dilerim % 80’i aptal” diyerek çıtayı yükseltmişti! 
Namık Kemal Zeybek kendisini yine arayarak “% 20 zeki ve üstün zekâlı bir millet yok ki, size teşekkür ederim” der. 
*** 
Bana göre Aziz Nesin’in bu tepkisel analizi...
Gelişmeler karşısında kişisel haklarını savun(a)mayan...
Toplumsal konularda duyarsız...
Direnmeyen, protesto etmeyen ya da sadece sabır gösteren insan tipine bir söylem geliştirmedir.
Ayrıca, kendi düşünce dünyasında ve fikir sisteminde olması gerekeni arzulayıp, görememenin bir hayal kırıklığı, buna bir tepki ve aslında onu kamçılamaya çalışmaktır. 
Özellikle sağ seçmeni matematiksel olarak örtüştüren bu tez, bilhassa AKP İktidarı döneminde bazı kesimlerce sürekli gündeme getirildiğini görüyoruz. “Kendini zeki ve bilinçli ötekinin tercihini anlamak istemeyen ve aptal” olarak gören bir bakış açısıyla; “Bu Millet Aptal Genellemesi” yaparak kendini rahatlatan ve giderek “Bu ülkede yaşanmaz!” sendromuna kendini sokan önemli bir kesimin sürekli arttığını görüyoruz. 
Türk toplumunun siyasal tercihlerini bir yana bırakırsak, “Haksız olaylar karşısında kişisel haklarını savunmayan, toplumsal konularda duyarsız, direnmeyen, protesto etmeyen ve sabır gösteren insan tipi” konusunda Aziz Nesin haklıdır. Ancak bu “Aptallık” kavramı ile açıklanmamalıdır. Aziz Nesin gibi mizah ve düşünce adamının kendi gerçekliğiyle, gündem oluşturma amacıyla bu örtüşebilir. Bu tepkisizlik asla “Aptallık değildir”. 
Bizlerdeki bu tepkisizliğin tarihsel kökenlerine kabaca inmek gerekirse;
1. Türk Milleti’nin bilhassa Selçuklu’nun son dönemi ve Yavuz Sultan Selim Osmanlı’sından sonraki baskı,  yönetimde topluma yabancılık, yönetimden Türklerin uzaklaştırılması/alınmaması, ağır vergiler, Kanuni Dönemi’nden sonraki vergi ve hediye(!) sisteminin rüşvetle dönmesi, makamların rüşvetle satılması, Sarayda dönen entrikalar, yörük topluluklarına yapılan baskılar, Saray yönetiminin Eşari ve Arap yorumuna geçmesi, Türk Beylik ve Aşiretlerinin etkisizleştirilmesi, Ordu, Saray ve İlmiye’de Türk’ten uzak durulması olarak gösterilebilir. 
2. Yakın Tarihimizde ve özellikle Cumhuriyet Tarihi de siyasal anlamda bir çok kadro rekabeti hatta savaşına sahne olmuş, Tek Parti Dönemi haksızlıkları, Çok Partili Dönemin sonlarında bilhassa basına yapılan baskılar, 27 Mayıs 60’taki cunta ve idamlar, 71 Muhtırası, 80 Darbesi, 28 Şubat ve sonrası yaşananlar neredeyse bütün siyasal kesimlere bir şekilde bedel ödetmiş ve sade vatandaşın direncine, bilincine sabrına konuk olmuştur. Siyasal karşıtlıkların yaşattığı korku ve tedirginlik, devletin sonunda hep bir bedel ödetmesi, sade vatandaşı neye itmiştir?    
3. Türklerde kadının toplumsal ve sosyal yaşamdaki yeri erkekle neredeyse aynıdır. Hatta bazı özel örneklerle önde iken bilhassa Yavuz Sultan Selim Dönemi’nden sonra Anadolu Köyleri ve kasabaları haricinde kadın evin içine hapsedilmiş, kadının statüsü eskisine nazaran etkisizleşmiştir. Cumhuriyet Kadını tiplemesi ve yapılan devrimler tabii ki dönemine göre şaşırtıcı hatta sarsıcıdır. 
4. Geleneksel Aile tipi çocuk yetiştirme sistemi de yukarıdaki faktörlerin tamamından her şekilde etkilenmiş ve beslenmiştir. Ağlaması istenmeyen, konuşturulmayan, zaten makro sosyo-ekonomik sistemden etkilenen ailenin karşılayamayacağı çocuk beklentileri çocuğa “Sus, efendi ol, büyük sözü dinle” düsturunu yüklemiştir. Bu öğretilerle büyüyen, kendini ailesinde bile ifade edemeyen çocuğun okkalı tepkiler vermesi sizce doğal mıdır? 
5. Tarım Devri’nde yaşadığı bütün coğrafyalarda hakim olan ve medeniyetler kuran Türkler bilhassa Sanayi Devrimi’ni ıskalamış ve süratle fakirleşmiştir. Tarım Devrimi’ni yapan Türkler binlerce yıl farklı coğrafyalarda etkinliklerini sürdürmüşlerdir. Sanayi Devrimi’ni yapan İngiltere 19 ve 20. Asrın ilk yarısının hakimi Bilgi ve Bilişim Devrimini yapan ABD de yeni hakimidir. 
1920 Türkiyesi Avrupa’nın en fakir ülkesidir. 1800’ler Osmanlı’nın hastalıklarla milyonlarca insanı kaybettiği yüzyıldır. Ölüm yaşı çok düşüktür. Savaşlar kaybedilmeye başlanmış, bireyler ve kurumlar nezdinde “Koca imparatorluk Algısı” yitirilmeye başlanmıştır. Coşkunun yerine gelen hüzün ve içe kapanıklık İstanbul’un şaşasına bile hükmetmiştir. Cumhuriyet Uçak Fabrikası kurarken niçin kapatmış, 27 Mayıs Devrimi Devrim Arabası yapmışken, niçin üretime devam etmemiştir? 
Hakikaten gerek Osmanlı gerek Cumhuriyet döneminde, niçin dünya çapında sarsıcı ve çarpıcı, bilimsel üretimden teknolojik pazara sunacak örneği yoktur?     
6. Ordudaki tasfiyeler ve kurumsal değişiklikler 1800’lerde had safhadadır. Sürekli yapısal değişiklikler modernleşmeyi yakalamaya çabalarken, değişik entrikalar güvensizliği de körüklemiştir. Ordunun tepe yönetiminde makamından olan Balkan asıllı paşa dünyalığını elde etmişken, orduda geçici görev yapan Mehmetçik “Hizaya geçirilmiş, dayak yemiş, şehit olmuş, kör kurşunla kör olmuş, top mermisiyle topal olmuştur”. Savaşlar bu milletin soyadlarına kazınmıştır. 
Bunu yaşayan Mehmet gördüğü haksızlıklara karşı gelen Bolu Beyi’nin gücünü kendinde görememiş midir? 
7. Osmanlı Zaptiyesi bir daraltma ile Hırsızı Hırsızlık Amiri, Kabadayıyı Güvenlik Amiri yapmış, bir bakıma başarıya da ulaşmıştır. Sokaktaki Mehmet Emmi de bu duruma bakıp “Biz de mi hırsız olsak?” belki demiştir! O dönemde Tarikatlerin bir kısmı İstihbarat yuvasıdır. Şeyhine bağlı müridin gizleyecek neyi olabilir ki? Ya da topluca isyan edecek bir kültür değildir, irşad. Sadece savaşlarda şeyhin nutku ve cevazı cepheye asker göndermeye yeterlidir. Aynı dönemde meczup ve delilerden oluşan Teşkilatı-ı Meczubiye adlı bir özel örgüt sürekli devlete bilgi göndermektedir. 
    
8. Kundura ustasının defolu üretiminde, “Pabucunu dama atan” döneminde dünyanın en gelişmiş sistemi ve inovasyonu olan Ahilik ve Lonca Teşkilatları da işlevsizdir, yerinde kalmamıştır. Başkent İstanbul’da bir tek Türk Zengin yoktur! Rum, Ermeni ve Yahudi’ler devlet protokolündedirler. Bizim Mehmet Ağa ya küçük esnaftır ya çiftçidir ya da çobandır. Vergileri toplayan aile Devleti Osmaniye’ye peşin ödediği Pişkeşi fazlasıyla çıkarmak için sizce ne yapmalıdır? İstediği vergiyi vermeyen aileden istediğini askere gönderen, imecede sürekli haksızlık yapan bir sistemde vatandaş Mehmet ne yapabilir? 
Yukarıdaki son 5 asırda aklıma gelebilen faktörlere muhakkak hem katacaklarınız ve hem de katılmadıklarınız olacaktır.  
***

Türk Milleti Aptal mı?
Asla değil!
Böyle bir genelleme analitik olmadığı gibi mantıksız ama tepkiseldir. 
Türklerin,  toplumsal olaylarda düşük tepkili, sakin ve ölçüsüz derecede sabırlı olduğu hepimizin malumudur. Bu tarihin en eski ve köklü bir milletlerinden birisi olmasına bağlı olduğu gibi, nice devlet görmüş bu milletin zihin kodlarında formüle dönüşmüş olgunluk da vardır. 
Türklere aptal diyenlere İstiklal Harbi’ni anımsamalarını öneririm. 
Gezi Tepkisi’nin ilk etabı üzerinde tekrar tekrar düşünülmeye değerdir.   
Dünyanın en cömert ve misafirperver topluluğu nasıl aptal olabilir ki?
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ikmalettinyardan 2014-08-12 10:32:34

mustafa bey,
ağzınıza, elinize, beyninize sağlık.
aziz nesin'in bu sözü söylediği zaman verdiğim tepkiyle, daha sonraları, üzerinde biraz düşününce, verdiğim tepki arasındaki farkı yazınızda çok açık görüyorum.
allah bu ülkenin yardımcısı olsun...

Avatar
Özden 2014-08-12 10:40:35

Yazınızı okudum, Sayın Aziz Nesin nin bu söylemi yıllardır herkese malzeme olmuş, üzerine binlerce yorum ve yazı yazılmıştır...Bundan çıkarılacak manayı zaten anlayan anlamış, anlamak istemeyenler ise senelerdir hakaret olarak algılayıp üzerinden siyaset yapar yazı yazarlar....İstediğiniz konuda yazmak da tabiki özgürsünüz, fikirler ve çıkarımlar farklı da olabilir....Bundan sonraki yazınızın da Sivas ta diri diri yakılan, nefret naralarıyla linç edilen aydın insanlarımızı konu almasını dilerim...Aynı üslup ve tarihten ders çıkarımlarla! Aptal söyleminin ardındaki mesajı anlarsınız ama yinede senelerdir malzeme yapıp farklı çeşitlemelerle önümüze koyarsınız.....Dünyanın en cömert ve misafirperver topluluğu onca insanı neden ateşe vermiş!

Avatar
NAZIM 2014-08-12 10:43:48

özlemişiz mustafa kardeş yazılarını. arayı bu kadar uzatma ve hatta seçimlerden önce kaleme al yazılarını. teşekkürler.

Avatar
erhan karslı 2014-08-12 11:19:37

tebriikller

Avatar
Asaf 2014-08-12 12:23:52

özden bey
sivas'ta diri diri yakanlar tepki göstermeyen, saf milletten değil.
yazıyı okumadınız sanırım

Avatar
Mustafa Oğuz @Özden 2014-08-12 15:46:15

özden bey
i̇nsanları diri diri yakanlar bu milletin bir ferdi olup, bu milletin tamamı değildir.
insanları diri diri yakanlardan, yakmaya teşebbüs edenlerden nefret ettiğimi bilmelisiniz. ancak nefretle acıma arasında bir duyguyla kendini akıllı diğerlerini aptal görenlerde daha belirgin olduğunu belirtmeliyim.
madımak olayı yazılmaya değer konulardan biridir, teşekkürler
yorumunuz için teşekkür ederim

Avatar
coşkun 2014-08-13 00:23:16

10 numara bir yazı

Avatar
muhammed 2014-09-19 14:56:46

halkın tepkisiz ve duyarsız olması zaten aptallıkla ilişkilendirilemez bu onun bencil ve korkak olmasıyla ilgili bir durumdur.