1915 Sanayi Sayımı”, Osmanlı’da ilk kez yapılırken…
I.Paylaşım Savaşı devam ediyordu…
1921 Sanayi Sayımı” Ankara Hükümeti’nce 2. kez yapılırken…
Kurtuluş Savaşı devam ediyordu...  

Envanterini ve güçlerini bilmek zorundaydılar…
Emperyalistle, ecnebiyle, işbirlikçiyle, hastalıkla ve yoklukla…
Ülke işgal altındayken bile bu sayımın yapılması…
Geldikleri gibi giderler!” sözü basiret, ufuk, arkasında durmuşluk, inanç ve bağımsızlık yemininden başka ne olabilirdi ki!
“Geldikleri gibi gittiler!  ama çok şeylerimizi de götürdüler…
Osmanlı gitmiş / Türkiye gelmişti…
Üç Hilal” tarih / “Ay Yıldız” gerçek olmuştu…
Üç hilalin birisi kalmıştı, artık…
Hilale, mitolojilerde insanı sembolize eden elleri açık yürüyen “Yıldız” eklenmişti…
Yani, kalan tek hilale “Anadolu’m İnsanı” eklenmiş ve…
 Türk Bayrağı oluşmuştu…
Diğer emanetler ise (İki Hilal)  şimdilerde ithal isyanlarla(!) uğraşıyor… 

Lozan Anlaşması’nın tam metni iyi okunursa;
161 Milyon Altın borcu karşılığında, emanet olan nice hilallerin…
Borç ve sanayileşme rekabetinde geri kalındığı için gittiği” anlaşılacaktı…
Borç, gereksiz savaşlar
Borç, misyoner kışkırtmaları ve self determinasyon hakları
Borç, iç isyanlar
Borç, bu ülkenin gerçek kurucularının ve insanlarının üretim olarak çiftçiliğe-çobanlığa ve kader olarak gazi ya da şehitliğe mahkûm edilmesi yüzünden sürekli artmıştı, ekonomi iflas etmişti…  
İşte o yüzden ki, Amasya, Erzurum ve Sivas Kongreleri’nin ardından…
Önce savaş ve bağımsızlık / ardından ekonomik kalkınma önceliği” konulmuştu.
Cumhuriyet bile kurulmadan, İzmir (Türkiye) İktisat Kongresi yapılmıştı.
İktisat cumhuriyetten öncelikliydi, önemliydi o gün için…  

Kurtuluş Savaşı’ndan hemen sonra İstanbul’da “Milli Türk Ticaret Birliği” adında bir teşkilat kuruldu. 
İstanbul ve ülke ticaretinin tamamına yakını (Ermeni, Rum, Yahudi ve Süryani) bugünkü anayasal tanımlamaya göre azınlıkların, elindeydi…
Gayri Müslimlerin elinde bulunan tarım dışı sanayiyi ve ticareti millileştirmek
Lozan’da yapılan haksızlıkları Dünya Kamuoyu’na anlatmak…
Misakı Milli’nin, Misakı İktisadi’sine katkıda bulunmak, Milli Türk Ticaret Birliği’nin temel görevlerindendi…
Ardından İzmir İktisat Kongresi’ne çok önemli katkılarda bulundu bu birlik…
17 Şubat – 4 Mart 1923 tarihleri arasında İzmir İktisat Kongresi yapıldı…
Amele (İşçi), çiftçi, tüccar ve sanayicinin bulunduğu 1135 kişi katıldı…

 “Ülkemizde milyonerlerin hatta milyarderlerin yetişmesine çalışacağız…” .
(Doğan Avcıoğlu, Türkiye'nin Düzeni (Dün-Bugün-Yarın), C.l,4.b.,Ankara: Bilgi Yayınevi, 1969, s. 184.)
Benim amacım Anadolu tacirine yardım etmek…, zenginleşmesini sağlamaktır…
(S.I. Aralov. Bir Sovyet Diplomatının Türkiye Hatıraları, Çev. H. Ali Ediz, İstanbul: Burçak Yayınevi, 1967 , ss. 234-235.)
Bu beyanatlar Mustafa Kemal Atatürk’e ait.
Adnan Menderes’in “Her sokakta bir milyoner” sözüne küfredenler…
Atatürk’ün bu sözlerini ya yok saydı ya da tarih bilmez cehaletleriyle…
Ya siyaset yapma telaşına veya çok bilmişliklerine kurban etti niceleri.
Kısacası sermaye düşmanı yaptığı evlatlarına karşı ve tarihi gerçeklere karşı Atatürkçü görünerek çelişeceklerdi!

Taksim Anıtı’nı çoğumuz biliriz…
O anıtta 3 Türk ve 1 Rus olmak üzere toplam 4 kişinin temsili var!
Mustafa Kemal, İsmet İnönü, Fevzi Çakmak ve…
Semiyo İvanoviç Aralov…
Aralov,  ülkemizde Sovyet Büyükelçisiydi….
Sosyalist bir ülkenin elçisine(!) Atatürk, “tüccar, milyoner ve milyarderler oluşturma” politikasını anlatıyordu.   
Tıpkı Sivas Kongresi’nden önce ve Sivas’ta…
Savaşı kaybederseniz ne yapacaksınız?” diye soran Amiral Bristol’e…
Manda ve himaye kabul olunamaz” deklarasyonundan önce…
Ya öleceğiz ya bağımsız kalacağız!” dediği gibi… 

İzmir’de bu kongrenin neden yapıldığına gelince…
            Sanki birilerinin yaklaşık üççeyrek asır sonra sürç-ü lisan(!) ile de olsa bu güzide kente “Gâvur İzmir Denileceğini” biliyordu.
            İzmir aslında biraz Uşak, biraz Manisa, biraz Aydın…
Biraz Balıkesir, biraz Denizli, biraz Muğla…
Biraz Malatya, biraz Antep, biraz Konya, Mardin idi…
Anadolu’nun birleşimi, kültürlerin modern meleziydi İzmir…
Yani Anadolu’ydu…
Bizim daha önceki asırlarda yaşadığımız “Muhteşem Yüzyıl”ın bir başka boyutunu, sanayileşme ve emperyalizmle yaşayan Avrupa’ya “Anadolu kapısı, durağı, ve modernleşme öncüsü” idi…
Ticaretin kültürle ve hoşgörüyle, toprak ve emeğin denizle buluştuğu liman kenti idi…
Gayri Müslimlerin bırakıp gidemedikleri “Konak” idi.
Gerçek adı Osman Nevres olup, herkesin adını Hasan Tahsin olarak bildiği…
Emperyalizmin Yunanı’na ilk kurşunu sıkan…
Gazeteci görünüp ama gerçek mesleği Teşkilat-ı Mahsusa mensubu olan…
Kurtuluşun ilk şehidi Osman Nevres’in şehriydi…
            Büyük İşgal İzmir’de başlamış, İzmir’de bitmişti.      
Ama Kurtuluş ve Bağımsızlık Savaşı
Bir çoban olan Çeçeli Murat’ın kontrespiyonajıyla Uşak’ta sona ermişti…
Ortalama zekasıyla bakıp kendini önemli bir yerlere yerleştirip yüceltenlere ve bağımsızlık tutkunu bu millete cahil diyenlerin…
Kulakları çınlasın!

 
(DEVAM EDECEK)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.