banner385
''Tadı-tuzu yok...
Mutsuz kalabalıklarda...
Tek kişilik mutluluğun!''



Yapar mısınız siz de?...

Dönüp, hayatınıza bakar mısınız arada?

Ben yaparım.

Dün yine yaptım... Baktım;

Sahip olduklarıma...

Eksiklerime.

Yaşadıklarıma...

Yaşayıp isteyip de yaşayamadıklarıma.

Yapabildiklerime...

Yapamadıklarıma.

Başardıklarıma...

Başaramadıklarıma.

Hayal kırıklıklarıma...

Gerçekleşen hayallerime.

Özetle;

Eksi ve artılarıma baktım ve gördüm ki;

Hayatımdaki artılar, eksilerimden çok.

Sahip olduklarım çok değerli.

Sağlığım...

Kızım...

Kızımın sağlığı...

Güzel, çılgın ailem...

Aile bağlarım...

İnsan ilişkilerim...

Dostlarım...

Sevmekse sevmek... Sevilmekse sevilmek.

Tüm bunlara sahip olmak mutluluksa eğer _ ki öyle_ basbayağı mutluyum ben.

İyi de, mutsuz bir kalabalığın ortasında, tek kişilik mutluluğu doya doya yaşamak mümkün mü?...

Örnekse; Devletin beceriksizliği yüzünden iki evladını sele kaptıran annenin feryatlarını duyduğumda mümkün mü kendimi mutlu hissetmem?

Bu ülkede yaşananlardan soyutlamazsanız eğer kendinizi, mutluluğunuzu ağız tadıyla yaşamanız zor... Hem de çok zor!

Her gün hatta her an öyle acılar yaşanıyor ki bu ülkede ''Ben mutluyum'' demeye utanıyorsunuz!

Nereye baksanız, acılı ve yorgun yüzler...

Kocaman bir cezaevine dönüşmüş bir ülke...

Suçlarının ne olduğunu bilmeden aylarca, hatta yıllarca cezaevinde kalan aydınlar, askerler, gazeteciler...

Yıllardır süren anlamsız, kirli bir savaş... Yitirilen can'lar...

İktidarın savaş taşeronluğuna soyunduğu egemen güçlerin kurbanı gencecik pilotlar ve onların ailelerinin acısı...

Karanlığa sürüklenen bir ülkede çocuklarının geleceğinden endişe duyan anne-babalar...

Ucube bir eğitim yasası ile kafaları karışan, kendi geleceklerinden endişe duyan öğrenciler.

Örnekleri çoğaltmak mümkün ama gerek yok!

Nereye baksanız, bezgin, üzgün, yorgun, acılı...

Yani mutsuz yüzler!

Evet... Tatildeyim.

Sevdiğim, değer verdiğim herkes yanımda...

Uzakta olanlar aklımda.

Dışarıda, kahkahalarla suya atlayan çocuk sesleri...

Deniz... Güneş...

Ve en önemlisi huzur...

Diyorum ya...

Mutsuz olmam için bir neden yok...

Gibi görünse de...

O kadar çok neden var ki aslında!

Mutlu olalım diye o koltuklara oturttuğumuz insanlar her gün yeni bir acıyla yüzleştiriyorlar bizi...

Her gün yeni bir mutsuzluk nedeni yaratıyorlar...

Güneşimizi çalıyorlar... Enerjimizi... Huzurumuzu... Mutluluğumuzu çalıyorlar!

Mutluluğumuzdan utandırıyorlar!

Mutsuz kalabalıklar içinde tek kişilik mutluluk ise, yaşanmıyor... Yaşanamıyor!






Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Coşkun Eroğlu 5 yıl önce

yazılarınızı gecenin geç saatlerinde sessizliklerin sesi olarak okuyorum hep.bu yazınız da diğerleri gibi,toplumsal mutsuzluğun,fertlerin mutlu yaşamına ,mutlu azınlığın gülmecelerine konu olmuş.oysa ki çoğunluğu oluşturan kesim,yarın alacağı ekmeğin parasını düşünür olmuş.hep derim"milleti fakru zaruret içerisinde yaşatanlar elbet bunun hesabini,bir gün mutlaka vereceklerdir"rahmetli erbakan ne demişti kanlimi olur,kansizmi..bizde kansizlar çoğaldi...

banner243