Yaklaşık 6 yıl önce söylemiştim bir dost meclisinde sohbette...

“Ne olacak bu memleketin halleri” sorusuna cevaben...

Amiyane şekilde “İstanbul’u deprem, Türkiye’yi savaş kurtarır” diye.

Bu cümleyi sadece AKP’ yi eleştirmek için söylemedim!

Türkiye’nin temel direkleriyle her kim oynarsa başına iş alır anlamında söyledim.

İstanbul 18 milyon sabit nüfusu ve her gün gireni çıkanı ile tıkanmış metropol bir şehir.

1 ağacı, 1 metrekare toprağı, 1 köşe başı tahmin edilmeyecek kadar anlamlı, değerli.

İstanbul’da yaşayanlar bunu iyi bilir.

İstanbul’un yarı sahibi mafyavari insanlar, yarı sahibi de her dönemki iktidarlar oldu.

Kimine göre “yaşanmaz bu şehirde” cümleleri varken, kimine görede fırsatlar şehri, umut kapısı oldu medeniyetlerin birleştiği bu İstanbul.

Yüz yılarca her türlü kutlamanın, birleşmenin simgesi olmuş bir alana yapılması planlanan değişim tepki aldı ilk.

Sonra da halk direnişine dönüştü.

Düşünün ki İzmir’de, Mersin’de, Ankara’da, Kütahya’da, Afyon’da Taksim meydanını görmemiş belki de hiç göremeyecek binlerce insan Taksim’e sahip çıktı.

Yada AK Parti’ye sövme veya tepkinin dile getiriliş yöntemiydi bu olaylar.

Neyse, ilk İstanbul’u bitirelim.

Kısaca bu şehir, trafiği, keşmekeşliği, asayiş olayları, gecekonduları, engellenemeyen kontrolsüz büyümesi ile insanların birbirine olan sevgi, saygı ve tahammülünü bitirme noktasına getirmiş durumda.

Çözüm olarak bu kadar insanı İstanbul’dan selekte edemezsin. Git bu şehirden diyemezsin. Evini yıkamazsın. Arabasını elinden alamazsın. Sinirlenme diyemezsin!

Ee.. çözüm, amiyane bir cümle ile İstanbul’un kurtuluşu, geçmiş gerçeği olan milyonlarca insanın öleceği söylenen deprem mi?

İşin burasını Allah’a havale edelim.

Gelelim Türkiye’ye.

Muhalefet AKP’ye oy veren %50’den şikayetçi, Başbakan ise kendisine oy vermeyen %50’den şikayetçi.

Herkes birlik beraberlik kalmadı diyerek kendi penceresinden bakıyor olaya.

Acı bir tespit ama ne sevinmenin zamanını ve şeklini düzgün yapabiliyoruz, ne de üzülmenin.

Şehit haberi gelince televizyonlardaki eğlence programlarının kesilmediği gibi, takımı şampiyon olunca sevinirken rakip taraftarı öldürerek sevinci taçlandırmaya başladığımız gibi!

Resmi bayram kutlamaları yasaklanıyor derken, diyenlerin de olan kutlamalara ne kadar iştirak ettiği de soru işareti olmaya başladı.

10 sene önce aynı şahıs resmi görevli olduğu, resmi törende güneşin altında piştik, yandık, dikeldik geldik derken.

Şimdi bayramım yasaklanıyor diye isyan ediyor!

Şimdi şunu soruyorum herkese;

Herkes işini, mensup olduğu partisinde görevini denk yapıyor mu?

AKP 13 senedir tek başına iktidar ise ya işini iyi yapıyor yada muhalefet işini iyi yapmıyordur mantık çerçevesinde.

Bu döngü hep böyledir, böylede olacaktır. AKP gider CHP gelir, MHP gelir onlarda gider bir başkası gelir.

Klasik bir örnektir, dünyada “TÜRK GİBİ” diye bir deyim var.

Bir Türk’ün evinin kapısını akşam saatinde tekmeyle açıp giren bir İsrailli, bir Amerikan birde Kanadalı “boşalt evi, alıyoruz burayı” dese hayatında yemediği dayağı yer, hatta ölür. Aynı olayı Türklerin yaşadığı apartmana yaparsan apartman öyle bir örgütlenir ki aklın şaşar. Türklerin yaşadığı sokağa yap, düşünemiyorum bile. Mahalle, şehir… duramazsın Türk’ün önünde.

Tarihinde her savaş öncesi ülke öyle bir bütün olmuştur ki kimse Türklerden şiddetle zorbalıkla bir karış toprak alamamıştır.

Halbuki misafirperver olan, televizyonlardaki dizilerle, çakma kahramanlarla, suni gündemle uyutulan Türk insanına, yine bir akşam saatinde insan gibi kapısının ziline basan İsrailli, Amerikan birde Kanadalı dese ki kardeşim biz memleketine geldik. Senin evi çok sevdik. Evin değeri 100 iken biz sana 200 verelim dese ne yaparız? Ya apartman, ya sokak, mahalle, şehir...

Anlayana artık…

Yorum sizlerin.

Ey Türk Milleti (Türkü, Kürdü, Alevisi, Çerkezi, Lazı ve 72 medeniyeti) aklının başına gelmesi için illaki şiddet mi görmen lazımdı.

Ezeli komşun Suriye ile savaş çanlarının çalmasına 5 mi kalmalıydı!

Tonlarca tazyikli su ve biber gazı mı yemeliydin!

Aklım artık öyle karışık ki, sonuç çıkaramıyorum bu yaşananlardan.

Şimdi Gezi Parkı eylemi hedefe ulaşan bir yurt direnişi mi oldu?

Yoksa ülkede kaos çıkmasını sağlayıp akabinde Suriye operasyonunun başlatılmasını isteyen dış mihraklar için vesile mi yaratıldı?

Bekleyip göreceğiz hepimiz…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
SÜLEYMAN Sorkun 2013-06-15 12:54:06

istanbullu olmayanları memleketlerine uğurlayın türkiyeye adaleti getirin yeter

banner421

banner420