Bir kış günüydü.
Denizden esen rüzgar, yüzünü özellikle kulaklarını iyice üşütmüş, kızartmıştı.
Konak Meydanı’nda o meşhur Saat Kulesi”nin önünden geçerken karşıdan bir bayan geliyordu.
Göz göze geldiler.
Gözlerini ilk kaçıran her zaman olduğu gibi, bayandı.
Delikanlı durdu.
Bayan başını öne eğip yürüdü.
Arkasından biraz baktıktan sonra hemen karar verdi, delikanlı.
İçinden “Konuşacağım bu hanımefendi ile”, dedi.
Biraz takipten sonra yanına yaklaştı.

- Müsait misiniz hanımefendi?

- Değilim! Dedi bayan
 -    Sizinle bir beş dakika olmak bana belki bir ömür katacak! Sizinle tanışmak istiyorum, dedi mahcup ama umursamadan.
 Bayan emin bir ritmle Kemeraltı’na yürüyüp giderken delikanlı da takibe devam etti. 
 Üzerinde tamamıyla siyah giysileri olan bayan, sanki İzmir değil Paris St. German caddelerindeki bir modacının kendi kreasyonlarını sunan, yürüyüşüyle de Kemeraltı’nı podyuma dönüştüren bir alımlılıktaydı.
                
Bayan bir kuyumcu vitrinini bahane edip, “Arkamdan geliyor mu?” diye dönüp baktı. Delikanlı da dönüp kendini gördüğü için iyice cesaretlendi.
Yanına yaklaştı.
Susarak yürümeye devam ettiler.

Biraz dolaştıktan sonra bayan İzmir Emniyet Müdürlüğü’nün kapısına geldiğinde delikanlıya dönüp;Seni nezarete attırayım mı? dedi.
- Beraber gireceksek nezarete, sorgumu sen yapacaksan, işkencecim sen olacaksan neden olmasın? Dedi.

Bayan gülümsedi, delikanlı şaşırarak, “Baltayı taşa vurduk galiba!” dedi içinden. Ardından cesaret edip iş telefonunu bir kağıda aceleyle yazıp bayanın eline tutuşturdu.
Bayan binadan içeri doğru yürüdü gitti.
1970’li yılların ortasıydı.
 Delikanlı, Türk Hava Kuvvetleri’ne mensup bir pilot teğmendi. Gerçi polisten çekinmemişti statüsü gereği ama çok şaşırmıştı.
 Zaten ölümden korkmayan, ölüme hazırlanmış bir mesleğin mensubuydu. 
 …
 Aradan geçen birkaç gün sonra delikanlının telefonu çaldı. Santralci asker biraz da gülerek;

- Komutanım, birisi sizi arıyor ismini vermedi, dedi.

- Bağla yavrum! Dedi komutanı.

Karşıdaki ses erkek mi bayan mı olduğu belli olmayan bir sesti ve santralci asker o yüzden gülümsemişti. Komutanı arayan kişi “Muazzez Hanım’ın kendisiyle görüşmek istediğini” belirtti.
Biraz konuştular, komutan arka plandaki sesleri de duyarak Muazzez Hanım’ın yerini konumlandırmaya çabaladı.
Birbirlerine güzel şeyler anlattılar…
- Demek benimle beş dakika konuşmak sana belki bir ömür katacak…
- Evet!
- İddialısın ve çok mu istiyorsun beni?
- Evet!
- Seni içeriye aldırayım mı?
- Sen bilirsin!
- Sen beni tanıyor musun?
- Tanımak istiyorum, dedi…
Telefon ansızın kapandı.
Hanımefendi kapatmıştı galiba.
Galiba mahcup olmuştu bayan, belki de başka bir şeydi, bilinmezler çoktu…

Delikanlının kafası karışmıştı, arandığı için mutlu olmuş ama arkadan gelen sesler  onu düşündürmüştü…
Çünkü, pazaryerinin ortasında penceresi açık bir evden değişik sesler geliyordu.
Saat Kulesi’nin önünde gördüğüm ve peşinden koştuğum Muazzez Hanım bu değil galiba!” dedi…   
Birkaç gün geçtikten sonra delikanlı akşam üzeri Tepecik’e gitti…
Telefonda duyduğu seslere bir daha kulak verdi, anımsadı.
Kendini konumlandırdı.
Telefonla ilk görüştüğü bayan mı erkek mi belli olmayan sesin, sokağa bağırdığını duydu.

- Buyurun abiler,  buyurun beyler!

Diğer taraftan “Damarlara bu abi!” deyip bağıran satıcılar vardı, köşede.
Bekledi kapının önünde uzunca bir süre.
Pala bıyıklı bir adam merdivenden inerken, moda ve giyim olarak İzmir’e bile çok fazla olan hanımefendi, çıplağa yakın şuh bir giyimle merdivenden iniyordu.
Bir genelev kadınıydı Muazzez Hanım
Delikanlı hemen içeri girdi “Kaç numaraya geçeyim?” dedi.
Çok şaşıran Muazzez Hanım “3 numaraya lütfen!” dedi.
Bakıştılar,  birbirlerinin ellerini  tuttular…
Delikanlı vizite ücretini oraya bıraktı.
Ağlamaya başladılar…
İlk ve son kez “Seni seviyorum” deyip bağırdılar…

- İşkencemi sen yapacaksan ömrüme ömür katarsın demiştin, diye bağırdı  Muazzez Hanım.

Aşağı kattaki erkek mi kadın mı belli olmayan kişi merdivende ağlamaya başladı.
Delikanlı, kurmay olmayı hedeflediğinden…
“Ömrüme ömür katacaksın” dediği bayanın sevgi ve statü(!) İşkencesini göze alamadı… 
Paşa kızı değil genelev kadınıydı çünkü, Muazzez Hanım…
Ağlayarak uzaklaştı oracıktan, delikanlı…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.