Yıllar önce... Bilfiil gazetecilik yaptığım günler.

Bir televizyon kanalında çalışıyorum.

Parlamento muhabiriyim. Her gün Meclis'de haber peşindeyim. Yemeğimizi, milletvekilleriyle aynı salonda yiyoruz.

Bir gün, öğlen yemeği için indiğimiz salonun kapısında durduruluyoruz.

Görevli, biz muhabirleri kastederek; ''Siz girebilirsiniz ama kameramanların burada yemek yemesi artık yasak'' diyor. ''Neden'' sorusunun cevabı net; ''Bize gelen emir böyle''.

Herkes emre itaatli... Muhabirler giriyor... Kameramanlar geri dönüyor.

Görevliye itiraz etmemin bir işe yaramayacağını bile bile ''Bunu yapamazsınız'' diyorum.

Umursamıyor bile... Emir almış bir kere.... Babasının oğlu olsa sokmayacak içeri belli ki!

Mesai arkadaşım kameraman geri dönmek üzere... Kolundan tutuyor ve ''Ben de yemiyorum bundan sonra burada... Birlikte dönüyoruz'' diyorum.

Böyle bir haksızlığı kabullenmem mümkün değil.

Diğer muhabir arkadaşlarımla konuşuyorum. ''Bunu kabul etmemeliyiz'' diyorum... ''Bir şey yapmalıyız!''

Herkes onaylar görünüyor.

O zamanki iktidar partisinin bir milletvekili olan Meclis İdare Amiri ile konuşmaya karar veriyoruz.

Kameraman arkadaşlarımla birlikte yola çıktığımızda arkamı dönüyorum ki, sadece bir muhabir arkadaşım bizimle birlikte!

İdare amiri ile konuşuyor ve uzun tartışmalardan sonra yasağı kaldırtmayı başarıyoruz.

..............................................................................................................

Neden anlattım bunu;

Çünkü, ülkemin genel durumuna baktığımda hep bu ve hayatım boyunca yaşadığım buna benzer anılarım geliyor aklıma.

İktidarların ve otoritenin en büyük şansı bu insanlardır işte.

Muhalefeti, itiraz etmeyi, sorgulamayı, haksızlığın karşısında durmayı bilmeyen insanlar, otoritenin en büyük şansıdır.

Biri çıkar... Saçma-sapan bir yasak koyar... ''Ben yaptım... Oldu'' der... Ve o bazıları, sorgusuz-sualsiz itaat eder.

Bu biat, otoriteyi zamanla şımartır.

Her istediğini yapar ve kabul ettirir duruma gelen otoritenin zamanla baskıya ve giderek de diktatörlüğe dönüşmesi kaçınılmaz olur.

Oysa bugün, otoriteyi ellerinde bulunduranlar düşünse...

O gün kameramanlara yemek yasağı getirmek isteyenler bugün yoklar... Ama o kameramanların çoğu hala Meclis'te görevlerinin başındalar!

Yani hancı-yolcu durumu.

Hem söylesenize allahaşkına, nerede görülmüş, bir iktidarın sonsuza dek kaldığı ve bir halkın gittiği?

Diyeceğim o ki;

Korkmayın... Korkarsanız ezilirsiniz.

Korkmayın... Ölümden öte köy yok.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Gülbin Aybar 2017-11-08 14:32:17

Sonuna kadar katılıyorum..Sorgusuz sualsiz kabullenmek,daha ağır ve saçma kuralları, yasakları davet etmektir..

Avatar
İlkiz 2017-11-08 16:03:27

Yüreğine kurban olsunlar; cannnnnn

banner243