Son günlerin bana göre en popüler konularından biri de idam cezası. Geri gelmeli mi? Yoksa bir kez kaldırdık bu şekilde devam mı etmeli?
 
İnsanlar ne düşünüyor diye internette bir gezinti yaptım. Yaptığım araştırmada gördüm ki, idam cezasının gelmesini bekleyen, arzulayan ve isteyen çokça insan var. Bunun yanında çok küçük bir azınlık idam cezasının karşısında yerini almış durumda. Bir de kararsızlar var.
 
Yerel gazete köşe yazarlarında idam cezasının geri gelmesi için açıklayıcı yazılar yazanlar bile var. Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN’ın “Evet, idam cezaları mutlaka geri getirilmeli. Cana bedel candır” sözleri internet gazetelerinde yayınlanmaktadır.
 
Sabah gazetesinin idam için yaptığı haberde ise, idam cezasının 74 ülkede uygulandığı bilgisine yer verilmiş.
 
İdam birçok kişiye göre çağdışı kalmış bir ceza yöntemi gibi görülse de ben buna inanmayanlardanım.  Ben olaya sebep ve sonuç ilişkisi olarak bakmaktayım. Yasaların yetersiz olması, uygulanmasında çeşitli sıkıntıların yaşanması, yargıdaki insan faktörleri hepsi birlikte düşünüldüğünde idam cezası en kısa sürede meclis gündemine alınarak mutlaka ama mutlaka geri getirilmelidir. Uygulanır ya da uygulanmaz. O kısmını bilemem. Caydırıcı olduğunu düşünmekteyim. Caydırıcı olabilmek için de önce birkaç uygulama yapmak da gerekli. Suçu her koşulda sabit olanlar darağacına gönderilmelidir.
 
İdam cezası kimlere uygulanmalı konusunda internette birçok kişi fikir beyan etmiş. Küçük, savunmasız çocukları kirli emellerine alet edip öldüren sapıklara, tecavüzcüler, devleti dolandıranlar, halkı dolandıranlar, halk sağlığı ile oynayanlar, geniş kitleleri mağdur eden işadamları ve elbette terör suçluları idam cezası ile cezalandırılması istenenlerin başında geliyor.
 
Karşı olanların “devlet kendi eli ile adam öldürmemeli” görüşünü savunmamaktadır. Kimseyi ikna etme düşüncem olmamasına rağmen, bu görüşü savunanların “sosyal devlet nedir” diye araştırmalarını tavsiye ediyorum. Bana göre devletin bir numaralı görevi tabiyeti altında bulunan vatandaşlarını en iyi koşullarda, huzurlu, mutlu bir ortamda yaşamalarını sağlamaktır.
 
İdam cezasının geri gelmesinin yanında mevcut yasalar da en baştan düzgünce düzenlenmelidir. Kişiler işledikleri suçun karşılığında 1-2 ay yatıp çıkmamalıdır. Hele ki, suç olayını birden fazla gerçekleştirenler ciddi olarak cezalandırılmalıdır. Cezaların hafif kalması, kişileri suça teşvik etmekten başka bir işe yaramamaktadır. Adam suç işliyor. Basit bir ceza alıyor. Çıkıyor ve suça bir kez daha karışıyor. Yapılan istatistiklere de bakıldığında bir kez yapan bir kez daha yapıyor.  
 
Eskiden beri idam cezasının ne kadar ilkel olduğunu düşünürdüm. Yaşayan bir insan başka bir insanın hayatını almamalı diye düşünürdüm. Bir hata yapmıştır, telafisi vardır diye düşünürdüm. Ancak, toplum olarak geldiğimiz noktayı gördükçe terör ve tecavüzcüler başta olmak üzere artık bu insanların tedavi ve eğitim ile düzelemeyeceği düşüncesindeyim. İdam cezası acilen meclis gündemine alınmalıdr.
 
Son olarak eklemek istiyorum ki, bir olay gerçekleştikten sonra çözüm aramak yanlış bir yöntemdir. Sorunun olmasını engellemek, sorun olabilecek olayları önceden öngörebilmek ve buna yönelik çalışmaların en baştan yapılması daha kolaydır.  Bu da toplumun genel olarak eğitilmesini kapsamaktadır. Toplum içerisinde fırsatçılığa yönelik bir eğilim varsa ne yapsanız da yaramaz. Bu aşamada verilecek eğitim bir işe yaramayacaktır. 3-4 korumasız çocuğa cinsel istismarda bulunan istismarcıya nasıl bir eğitim verilebilir. Biri anlatsın da bende anlayayım. İşte bu yüzden kişilerin belli olayları gerçekleştirdiklerinde belli tepkilerle karşılaşacaklarını bilmeleri çok önem arz etmektedir.  
 
 
Kaynak:
http://www.haberkalem.com/haber/1512-vatandas-idam-cezasi-geri-gelsin-istiyor.html
http://www.sabah.com.tr/fotohaber/dunya/idam_cezasinin_oldugu_ulkeler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.