Bize öğretilen tarih bilgilerinde, bir ülkeyi çeşitli sebeplerden dolayı ele geçirmek veya fethetmek için askerler delikanlı gibi, anlı şanlı çarpışır meydanda kim kalırsa savaşı kazanır amacına ulaşır(dı)!

Gel velakin şimdiki savaşlara bak!

Hani deriz ya hep; “nerde o eski bayramlar, nerde o eski ramazanlar”

Söylemesi her ne kadar küstahça olsa da “Nerde o eski savaşlar” diyesi geliyor insanın!

Aşırı sivri zekalı bilim adamı kardeşler teknolojiyi geliştirirken; “İnsanlık için yeni bir buluş” cümlesi ile başlayıp binlerce icat, ürünü gel de alma boyutunda önümüze seriveriyorlar. Bizlerde tepe tepe kullanıyoruz değil mi?

Birde uzak zamanda atasözü olacak bir cümle var;

“Bir ülkeyi parçalamak, ele geçirmek istiyorsan eğitim sistemiyle oyna”

Tarih, savaş, teknoloji, eğitim ne alaka diyorsunuz…

Dünya geneline ve Türkiye geçmişine baktığımızda sosyal imkan, yaşam kalitesi, ekonomik şartlar olarak şükredilesi bir durumumuz var. Yoksa yok mu?

Ortaya karışık diyelim…

Amerikan emperyalizmi ve İsrail ihtirası dünyayı kasıp kavurur durumda. Bilmeyenimiz yok sanırım.

Peki bu güç nasıl oluştu?

Neden engellenemez bir büyüme içerisinde bu ülkeler ve yardakçıları?

İlk paranoyamızı kuralım o zaman…

TÜRKİYE’DE EĞİTİM, ÖĞRETİM SİSTEMİ! (DİĞER ÜLKELERE DE FEYİZ OLSUN)

Atatürk Türkiye Cumhuriyeti’ni kurduktan ve Türk alfabesi kullanılmaya başlandıktan sonra eğitime olan ilgi her geçen gün arttı ve gelişti. Taki dört + dörtlük oluncaya kadar!!!

Eğitim ve öğretim, öğretmen ile öğrenci arasında gelişen muhteşem bir deneyim aslında.

Kimine okuma yazma yeterken, kimine de dar geldi memleket dışarılara aktılar akın akın…

Çok yaşayan mı? Çok gezen mi? Çok okuyan mı? Denkleme bir yenisi daha eklendi…

Köy Enstitüleri vardı vakti zamanında. Bizlerde göremedik ama, efsane olarak anlatılır bu zamanda bile…

1954’te zamanın Başbakanı idam edilen Adnan Menderes döneminde kapatıldı ve bir daha benzeri kurulmadı!

Çünkü faydalı idi, köylü halk bilinçleniyordu, şıhlar, şeyhler, ağalar itibar kaybediyordu. En önemlisi de Köy Enstitüleri’nden mezun olan öğretmenler güçlü bir

Türkiye oluşturuyordu ki…

Tehlike fark edildi, neşter vuruldu!

O günden bu güne eğitim öğretim sistemi dikiş tutmadı ne hikmetse!!!

Sabahçı, öğlenci, tam güncü, kredili, kredisiz, 8 yıllı, 5 yıllı, mecburlu, mecbursuz, 4+4+4’lüsü denenmeyeni kalmadı.

Paranoya bu ya, çünkü istikrar olmamalı Türk eğitim, öğretim sisteminde, herkes okumamalı.

Yoksa emperyalist ve kapitalist ağabeyler kızar bize!!

Öğretmenlerim kızmasın, (ailemin bir çok bireyi öğretmen bu arada) zamane öğretmenlerimizde, öğretmen oluncaya kadar ellerinde olmadan bu istikrarsız sistemde eğitim, öğretim aldılar. Bir ton eziyet çekip, KPSS eleğinde geçip, yıllarca tayin bekleyip, güdümlü şekilde ellerine tutuşturulan her sene değiştirilen moda mod müfradatlarla hizmet vermesi istenildi.

Öğretmende, öğrencide güdümlü bir sistemin içinde dolanıp kaldılar.

ÇÜNKÜ; “Bir ülkeyi parçalamak, ele geçirmek istiyorsan eğitim sistemiyle oyna”

Bu yazıda sadece AKP’yi eleştirmiyorum geçmiş yıllara yayılan basiretsiz politikacı ve partilere de itaf ediyorum!

Şimdi başka bir paranoya kuralım…

Çocuklarımız ve Teknoloji

Gözünü sevdiğim eğitim sisteminin meyveleri olan teknoçocuklar…

Biten sokak oyunları ve arkadaşlıkları…

Asosyal aile, akraba ve komşularınız…

Çocuğun kilosuna denk gelen okul çantaları…

Sıkıştırılmış binlerce öğretim konuları…

Uçuk bilgisayar ve tv oyunları…

Manyak çocuk tv kanalları ve gerzek canavar kahramanları…

Bunlar hep sizin için çocuklar biliyor musunuz?

Neden mi?

Memleketi, Atatürk’ü, dininizi düşünmeye fırsatınız olmasın diye…

Emperyalist ve kapitalist ağabeyler böyle uygun görmüş…

Paranoya bu ya… Memleketin başındaki partisi fark etmeyen, koltuk sevdalısı politikacı amca ve teyzeleriniz de bunları desteklemiş hep, koltuk altımızdan kaçmasın diye…

Hal böyle olunca

Oynak bir eğitim, öğretim.

Düşündürülmeyen çocuklar…

Büyüyorlar… büyüyorlar… büyüyorlar…

Kimisi şehit olmak için,

Kimisi bu kadar şehidin cenaze namazını kıldıracak İmam olmak için,

Kimisi çocukluktan çıkamayıp oyunlarda level atlamak için,

Kimisi KPSS’yi devirip dayısını bulmak için,

Kimisi okumaksa okumak için…

Var mısınız en baba paranoyayı kuralım şimdi!

Hani geçen senelerde Arap BAHAR ŞENLİKLERİ başladı!

Demokrasi çerçevesinde!

Şenliğe kendini fazla kaptıran Irak’ta, Mısır’da, Libya’da milyonlarca Müslüman ölmüştü!

Şimdide şenliğe katılmayan, oyun bozanlık yapan Suriye var!

Bahar ve demokrasiye susamış komşumuz, Başbakanımızın eski KADİM dostuydu başkanları hani…

Ben böyle savaş görmedim arkadaş!!!

Bir askerini sokmadan ülkeyi deviriyorsun… helal vallaha!

Önce şehir eşkıyalarını ve deneyimli askeri insan kaynaklarınla isyan başlattırıyorsun…

10-20-30 derken bakıyorsun 200 kişi bir anda ölmüş…

Bahar havası tabiî ki çarpar adamı!!!

Üstüne birde demokrasi koydun mu? Off seyret ortamı…

Günde 50’den aşağı Müslüman müslümanı vurmassa. Ayıp olur valla!

Sonra sıra cazgırlara gelir… kim ne anlarsa.

Komşu ülkemizin vatandaşları dert olur bize…

Durur muyuz hiç?

Ağabeyler görev verdi çünkü…

Medya girer devreye…

Komşuda katliam!

Esad çıldırmış olmalı!

Geçen seneye kadar burnu kanayan bir vatandaşına Türkiye’den daha iyi hizmet veren Esad bir anda kıtır kıtır halkını kesmeye başladı!

Halla halla bak sen Allah’ın işine…

Saddam gibi, Kaddafi gibi Esad’ta bir anda halkını öldürmeye başladı bir anda!

Neden ki?

Yediği içtiği bir şey mi dokunuyor bu insanlara?

Yoksa emperyalist ve kapitalistlerin gazı, petrolü mü azaldı?

Dış borcu olmayan, kendi kendine yeten bir ülkede neden bir anda böyle absürt olaylar oluyor ve bizde bunların cazgırlığını yapıyoruz?

Filistin’i koruyup kollarken, neden Müslüman komşularımıza bahar ve demokraside ısrar ediyoruz?

Paranoya bu ya belki de ben abartıyorum!

Kısaca konuları toparlarsak;

Eğitimi oynanmış, düşündürülmeyen, savaş oyunlarıyla büyüyen çocuklar yetiştirirsek haberlerdeki  yaşıtlarının üzerine yağan mermi ve bombaları kaygısızca

izlemeye devam edecekler!!!

Kim neyi konuşuyor, biz neyi savunuyoruz bilemeyecekler...

Barış halinde kaybettiğimiz değerlerimizi, savaş halinde olsun yitirmeyelim…

Savaşacaksak eğer ecdadımız gibi mert olalım, maşa olamayalım!!!

Güdümlü filmlerin sonunda yazar ya; “Bu filmdeki konular ve kişilerin gerçeklerle hiçbir ilgisi yoktur diye”

Bizim yazıda naçizane öyle oldu! “hepsi kocaman paranoya”

“Nüfus üstünlüğü ve ardındaki zenginlikten gelen güçle birlikte, eşi görülmemiş bir enerjiye sahip olan bu ırk en geniş özgürlük, en saf Hıristiyanlık, en yüce uygarlığın temsilcisi-kendi kurumlarının bütün insanlığa kabul ettirebilmek için özellikle saldırgan nitelikler geliştirecek, bütün dünyaya yayılacaktır... Bu güçlü ulus, Meksika’yı, Orta ve Güney Amerika’yı, denizdeki adaları, Afrika’yı ve ötesini ele geçirecektir.”  (Josiah Strong PAPAZ YAZAR – 1885 YILINDA DEMİŞ ADAM)

Saygılarımla…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
emekli dede 2012-07-26 08:52:24

diline kalemine sağlık.biz yıllarca bunları anlatmaya çalıştık ama kominist damgası yedik.şimdi ülkemizi atatürk sonrası yöneten abd icazetli yöneticiler olduğu sürece ve bu millet başını kaldırıp ne yaptıklarını cörebilirse kurtuluş ışığı yanar.yoksa yine libya,ırak,suriye gibi kaynar gideriz.

Avatar
Elvan DURMAZ 2012-07-26 16:08:44

yazı çok güzel.. önemli can alıcı noktaları vurgulamışsın.ayrıca o paranoyayı yaşıyoruz ülkece. ama yeni nesilden ümidimi kesmedim, sürü zihniyetinde değiller araştırıyorlar, eleştiriyorlar, höt deyinde sus pus olmuyorlar eskisi gibi...elbet byüdüklerinde yaşayacakları bir türkiye kalırsa tüm bunların hesabını da soracaklarına dair umudum var hala... sevgiyle...