Enerji Bakanı Taner Yıldırım’ın tartışmaya açtığı “Cumartesi mesaisi ve sabah 6’da işbaşı” yapılarak gün ışığından daha çok faydalanılarak verimli sonuçlar elde edileceği önerisini birçok açıdan değerlendirmek gerekiyor.
İlk bakışta devlet yönetimi ya da hükümet ayrıca da konuya duyarlı vatandaşlar olumlu görebilir..
Taner Yıldız bu öneriyi keşke kamuoyuyla paylaşmadan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ile paylaşsaydı.
.Nedenine gelince Taner Yıldız, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı değil, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı.
İnsan kaynakları ile ilgilenen ve ilgilenmesi gereken bakan ise Faruk Çelik.
Taner Yıldız bu beyanatında görev sahasının dışına çıkmış ve tabir yerinde ise protokol gafı yapmıştır!
Şayet iki bakan aralarında “Kamu Yönetiminde Verimlilik, Enerji ve İstihdam” alanında paslaşacaklarsa ve gündemlerine sabah 6 ve cumartesi mesaisini öncelik olarak almışlarsa o konuyu bilemiyoruz ancak bu akıllı pasın olup olmadığını ilerleyen zamanda göreceğiz.

Sabah altıda mesainin başlatılması fikrinin arka planı gün ışığından daha fazla faydalanıp yılda 600 Milyon $ tasarruf etmek.
Buradaki hesap kâğıt üzerinde doğrudur.
Ancak binlerce yıllık iş kültürü 1950’lerden buyana gelişmekte olan kent odaklı sanayi üretimi ve yaşam kültürünü bir anda regülatif bakış açısıyla tasarruf ettirme çabası ne kadar doğru olabilir?
Tasarrufun sırrını güneşin doğuşuna dayalı çalışmayla açıklamak emek-yoğun ve düz bir bakış açısı.
Örnekle açıklamak gerekirse 6’da kreşin açılması için büyük kentlerde 4’te insanların kalkması ve gene evlerinde elektrik ve kış aylarında daha çok yakıt harcaması anlamına gelir ki; sadece kamuda harcanan elektriği hesap eden bakan kamuyla direk ya da dolaylı işi olanları hesaba katmıştır.
Hafta sonu Kızılcahamam’da spora çıkan Taner Yıldız ve Kürşat Tüzmen sabah 6’da çıkıp esnafları ziyaret ettiler. Kürşat Tüzmen de konu hakkında “Devlet kurumları sabah 6’da işe başlar okullar da saat sekizde başlar!” diyerek başka bir gaf yaptı. Nedenine gelince evde çalışan iki kişi ise belirli yaştaki öğrenciyi servise kim bindirecek? Okula kim götürecek? Öğleden sonra okuldan kim getirecek? Herkesin dadı ya da çocuk bakıcısı tutacak geliri olmadığına göre!

Cumartesi mesaisiyse biriken işlerin aynı personelden aynı ücretle daha fazla iş verimi elde etmek.
İlk bakışta mantıklı ve doğru görünüyor.  
Ülkemizde 2 Milyonu aşkın memur bulunmaktadır.
Bir takım resmi raporlar ve incelemeler göz önünde bulunduğunda 2 Milyon memur yerine 700 Bin civarındaki bir memurla bu işlerin görülebileceği yönündedir.
İNKADE’nin (İnsan Kaynakları Derneği) 2001 yılında yaptığı açıklamada Kamudaki personel verimliliği” % 38.
Özel sektördeki personel verimliliği ise % 78.
Yani özel sektördeki bir kişinin yaptığı işi kamuda 2 kişi yapıyor.
Bunun yanında her seçim önünde ya da ülkede karamsarlık hakim olmaya başladığı anlarda “Bilmem kaç bin kadar memur alacağız!” vaatlerini bir kenara bırakırsak neredeyse her ailede KPSS sınavına giren ve memur olma hayaliyle yaşayanların umuduyla Sayın Taner Yıldız’ın tasarrufçu bakışı arasındaki çelişkiye dikkat çekmek gerekiyor.
AB ülkeleri içersinde kamu çalışanlarının nüfusa veya çalışan nüfusa oranın en yüksek olduğu ülke ise Türkiye
Kimsenin işinde gözümün olmadığını ve kamuda idari görevde iken kendi isteğimle istifa ettiğimi de gülümseyerek eklemeliyim, ayrıca…

Yazıyı hazırladığım sırada “kamuda personel verimliliği” ibaresiyle arama motorundan yaptığım aramada sadece 3 (Üç) sonuç çıktı. Meselenin ciddiyetinden bırakın politika üretmeyi bırakın yazı anlamında bile ne kadar uzak olduğumuz aşikâr değil mi?
1970’lerde Rauf Tamer, Tercüman Gazetesi’ndeki birçok fıkra türü yazısını “Solun Namusu” adlı kitapta derlemişti. Kamu çalışanlarının yılda kaç gün izinli ve tatillerini yıl yıl saymış ve “İşte Atatürk’ün memurları!” demişti bir yazısında.
Sonuna da eklemişti; Atam İzindeyiz! 

            Sayın Taner Yıldız’ın fikir geliştirmesi, sunması ve bu tür fikirlerin geliştirilmesi gerçekten kamuda uyarlanabilmesi ile ilgili samimiyetine inanıyorum. Ancak yeteri kadar ele alınmadığı ve içinin doldurulmadan kamuoyuna sunulduğunu düşünerek kendime sordum;
            Taner Yıldız’ın görevi ne?
            Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı.
            Türkiye’nin Elektrik Dağıtım Kayıpları ne kadar?
            2004’te 23.243, 2005’te 24.044, 2006’da 24.810, 2007’de 26.647 Milyar Kilowatt/Saat.
            Elektriğin Kw/Saati kaç para; 30 kuruş.                             
            Çarparsanız Türkiye’nin yılda kaç milyar dolarlık kaybının olduğunu görürsünüz!
Ayrıca kayıpların sürekli arttığını!
            Sabah 6’da işe başlayıp 600 Milyon dolarlık tasarrufu mu tercih edersiniz yoksa her yıl milyar dolarlık israfın durdurulmasını mı istersiniz?
            Bilginiz olsun diye başka bir istatistik vereceğim!
            Hani Kaddafi’nin ülkesi Libya var ya 300 Milyon $ gönderdiğimiz!
Libya’nın elektrik dağıtım kayıpları sürekli düşmüş.
Yönetimini beğenmediğin Libya(!)  israfı ek yatırımla azaltmış
            2004’te 5.753, 2005’te 2.672, 2006’da 1.752 ve 2007’de 1.748 Milyar Kilowat/Saat…
            Suriye ve Irak’ın da rakamlarını vereyim mi?
            Sonraya mı bırakalım!
            …
            Parlak fikirler konusunda rahmetli Adnan Kahveci’ye kim özeniyorsa iyi yapıyor demektir…
Ancak eline hesap makinesini önce almalı ve “Elektrik dağıtım kayıpları nasıl optimuma indirilir?” ve her yıl milyarlarca dolarlık israfı yani “haram olan israfı nasıl kaynaklara dönüştürürüm?” diye başlamalı.
            Birileri daha ülkenin bazı bölgelerinde elektrik parasını dahi tahsil edemiyorsa…
                       
            Kaynaklar:
            http://arsiv.zaman.com.tr/2001/11/14/ekonomi/ekonomidevam.htm
            ORSAM, Ortadoğu Ülkelerine Dair İstatistikler, Rapor No:72, Eylül 2011 S.185
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner421

banner420