Murat Dağı SİT Alanı İlan Edilebilir

Murat Dağı’nda 40-50 milyon yıllık fosil ağaç (Petrifiye) ormanı bulundu. Uzmanlar bölgenin talan edilmeden acilen SİT alanı edilmesi yönünde uyarıda bulundu.

Murat Dağı SİT Alanı İlan Edilebilir

Murat Dağı’nda 40-50 milyon yıllık fosil ağaç (Petrifiye) ormanı bulundu. Uzmanlar bölgenin talan edilmeden acilen SİT alanı edilmesi yönünde uyarıda bulundu.

05 Ekim 2019 Cumartesi 15:14
Murat Dağı SİT Alanı İlan Edilebilir

Uşak’ın taş avcısı Serkan Yılmaz tarafından bulunan orman hakkında araştırmalar yapan bilim adamları buradaki ağaçların büyüklüğüyle ünlü ve günümüzde Dünyada sadece iki yerde yetişen Sekoya ağacı olduğunu tespit etti.  Altın madeni açılmasıyla gündemde olan Murat Dağı’nın sadece bu özelliğiyle bile doğal sit alanı ilan edilmesi gerektiği  vurgulanıyor.

“YARATMA SANATININ  EN BÜYÜK DELİLLERİ”

Araştırarak, okuyarak ve sonrasında yerinde inceleme duygusu ile dağların en ücra bölgelerine gittiğini,  o bölgenin coğrafi ve jeoloji oluşumlarını araştırdığını,  geçmişe giderek binlerce yıl öncesine ait kayaları, taşları,  doğayı incelediğini söyleyen Yıldız ; “Bunların en önemlilerinden ise fosiller. Fosil bir canlının taşa dönüşmüş hali. İşte bir gün yine doğa araştırmasına çıktığımda çok önemli ip uçları elde ederek Murat Dağı’nda yer alan bölgenin yıllar önce bataklık ve volkanik bölge olduğunu ve ormanlık göllerle çevrili olduğuna kanaatine vardım ve yavaş yavaş bölgeyi taramaya başladım.  Sonra karşıma eşi benzeri olmayan güzel fosilleşmiş ağaçlar çıktı.  Bize milyon yıllar önce yaşayıp sonra onu olduğu gibi taşa çevirip en büyük yaratma sanatının delillerini bana, bize gösterdiği için şükrettim.” Dedi.  

Dağları gezerken kendisini çok farklı alemlerde hissettiğinin söyleyen Yıldız; “Bir anda Kambriyen döneminde bazen ise Paleozoik zamana gidiyorum bence araştırmak çok önemli çünkü gerçek üniversite önce sevgi sonra merak ve kendini tabiatın kollarına bırakmak gerisi kendiliğinden geliyor.” Şeklinde konuştu.

“GÜZELLİKLERİ ARAYIP BULMAK VE ONLARI MİLLETİMİZLE PAYLAŞMAK, İNSANOĞLUNA FAYDALI OLABİLMEK İÇİN UĞRAŞ VERİYORUM”

“Geçmişteki canlı ve cansızların hallerini insanoğluna göstermek için onları fosile dönüştürmüş ve milyonlarca yıldır bozulmadan günümüze kadar gelmiştir.” Diyen Yıldız Murat Dağı’nın bu anlamda bir hazine olduğunu ve gelecek nesillere bozulmadan aktarılması gerektiğini vurguladı. Yıldız konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı ; “ Bunlar dünyanın uzak topraklarında değil, güzel ülkemiz Türkiye’de, dahası güzel Uşak’ımızın dağlarında.  En güzel yanı da dağların güzeli Murat Dağı’nda. Murat dağı efsanelere konu olmuş, ağaçlarıyla kayalarıyla şırıl şırıl akan sularıyla, kışın karıyla, baharda yağmurlarıyla, muhteşem ötesi bir dağ.  Murat dağının her karesinde keşfedilecek çok değer var. Ben de daha nice güzellikleri arayıp bulmak ve onları milletimizle paylaşmak, insanoğluna faydalı olabilmek için uğraş veriyorum.”

“BÖYLESİNE EGE BÖLGESİNDE HİÇ RASTLANMADI”

Murat Dağı’ndaki fosil ağaçlar hakkında bilgi veren Uşak Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doçent Doktor Selahattin Polat,  Prof. Dr. Ünal Akkemik, Dr. Öğretim Üyesi İsmail Ege, Araştırma  Görevlisi Yıldız Güney ile beraber  konuyla ilgili bilimsel bir makale hazırladıklarını söyledi.

Murat Dağındaki ağaç fosilleri 1250 metre ile 1480 metre arasında yer aldığını aktaran Polat ; “ Bunlar çok nadir olan oluşumlar.  Türkiye’de sadece  Bolu ve Çankırı civarında  böyle ağaçlar var.  Biz bunları pertifiye olarak nitelendiriyoruz özellikle doğa tarihi açısından önemli olan unsurlardan bir tanesi. Bu fosil ağaçlardan hareket ederek geçmişin iklimi toprak özellikleri hakkında hatta deniz miydi? Kara mıydı? Böyle özellikleri tespit etme açısından önemli olan unsurlar. Ege bölgesinde şu ana kadar sadece Manisa’nınn Osmancalı köyünde tespit edilmişti.  Manisa Şehir ve Çevrecilik İl Müdürlüğü tarafından bu saha koruma altına alındı, şu an da eko turizm deniler turizm faaliyetlerinde kullanılıyor. Murat dağındaki bu ağaç fosilleri ise Ege Bölgesinde ilk defa tespit edildi. Biz bu ağaçlardan 26 tane numune aldık bu numuneleri İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesinde şu anda Cerrahpaşa Üniversitesi diye geçiyor orada analizini yaptırdık.”

“ŞU AN KADAR YAPILAN ARAŞTIRMALARA GÖRE TÜRKİYE’DE BU KADAR YAŞLI AĞAÇLARA RASTLANILMADI”

Yapılan analizlere göre buradaki ağaç türlerinin hepsinin Sekoya ağacına ait olduğunu ve  Bu ağaçlardan şu anda Türkiye’de olmadığını vurgulayan Polat ; “ Bunlar dünyada 2 yerde yetişiyor. Birisi Amerika Birleşik Devletlerinde yani Kuzey Amerika’da bir tanesi de Çin’de.  Bunlar devasa ağaçlar. Bulunan fosil ağaçlar bizim için çok kıymetli. Geçmişin jeomorfolojik özelliklerini gösteriyor. Bu ağaçların varlığı Murat Dağı’ndaki iklimin geçmişte ılıman bir  iklim olduğunu  ve akarsu kenarı olduğunu gösteriyor. Bulunan ağaçların büyük bir kısmı taşınmış parçalar halinde, büyük bloklara çok fazla rastlamıyoruz en fazla 1.80 cm büyüklükte olanı gördük bir de çapları 80 cm kadar olanları var. Tabi ağaçlar hangi jeolojik zamanda teşekkül etmiş derseniz yani Paliogen dediğimiz dönemde 50-60 milyon yıl önceye ait bir ağaç türü olarak nitelendiriyoruz. Şu an kadar yapılan araştırmalara göre Türkiye’de bu kadar yaşlı ağaçlara rastlanmadı. Ege bölgesinde zaten ilk. Mevcut literatür taramalarına göre Türkiye’deki en yaşlı ağaç fosilleri arasında diyebiliriz. Bunlar Eosen Oligosen jeolojik zamana ait olarak nitelendirdiğimiz dönemlere ait fosiller ve burada ağaçların parçalı olarak bulunması sel suları tarafından getirildiğini gösteriyor.  Bu ağaç fosillerinin bulunmuş olduğu yerlerde madencilik faaliyeti yapılacağını öğrendik bu ağaç fosillerinin korunması gerekiyor. Hatta  özetle coğrafya eğitimi, biyoloji eğitimi amacıyla buradaki ağaç fosilleri bulunmaz nimet .” dedi.

“TALAN EDİLMESİ EN BÜYÜK KORKULARIMIZDAN BİRİSİ”

Fosil ağaçlarının korunması için  bulunduğu  bölgenin tamamen sit alanı olarak ilan edilmesi gerektiğinin altını çizen Polat; “Orada yol güzergahlarını yaparak gezi parkları oluşturarak oraların ziyaretçilerin hizmetine sunmak lazım. Talan edilmesi en büyük korkularımızdan birisi. Özellikle fosil avcısı insanlar tarafından bunlar alınıp götürülüyor onun için mülki idari amirlerine Kaymakamlara, Valiliklere, Şehir ve Çevre Müdürlüklerine çok önemli görevler düşüyor. Ben  bu ağaç fosillerini şehir ve çevre müdürlüğüne zaten bildirdim onlar da zaten Ankara ile gerekli temasa geçtiler diye biliyorum ama hangi aşamada bilmiyorum.” Şeklinde konuştu.

“DETAYLI BİR ARAŞTIRMA YAPILDIĞINDA ORMANA AİT DAHA BÜYÜK AĞAÇ FOSİLLERİ BULUNABİLİR”

Polat, Murat Dağı’ndaki Petrifiyelerin (Fosil Ağaç) nasıl meydana geldiği noktasında da şu bilgileri paylaştı; “ Petrifiyelerin volkanik faaliyetler yada oksijensiz bir ortamda ağacın üzerinin kapatılmasıyla meydana geldiğini anlatan Doç.Dr. Polat ; “Bu civardaki petrifiyelerin oluşmasının volkanizmayla bir alakası yok. Ani bir sellenme sonucunda üzerlerinin kapatılması sonucunda meydana gelmiş. Zaten fosillerini bulunmuş olduğu yerde volkanik kayaçlar yok, üzerleri kırmızı silisli depoyla örtülmüş onun sayesinde de korunmuş, parçalı olması da başka yerden taşındığını gösteriyor.  Zaten ağaç fosillerine damarlar belirgin, budaklar dahi belli. Burada detaylı bir araştırma yapıldığında ormana ait daha büyük ağaç fosillerinin olduğunu düşünüyoruz.”

Dünya insanoğlu tarafından ilk yaratılışından itibaren merak duygusu oluşturmuş araştırma ve keşif etmek ve dünyanın derinliklerine doğru ilerlemekte her geçen gün geçmişe ait binlerce delillere şahit oluyor bunların en önemlilerinden tabiatta var olan ağaçlar ağaçların taşlaşmış halleri yani fosiller.

  Ben araştırma okuma ve yerinde inceleme duygusu ile dağların en ücra bölgelerine gider taşları kayaları o bölgenin coğrafi ve jeoloji oluşumlarını araştırır ve geçmişe giderek binlerce yıl öncesine ait kayaları ve doğayı araştırırım.

 Sonra merak ve araştırma duygularımın beni farklı dağlara itti her bölgede ne var coğrafi ve jeoloji olarak araştırmaya başladım ve kendimi gerçek canlı doğa kitabının derin sayfalarını çevirmeye başladım her sayfada farklı güzellikler enteresan bilgiler vardı. Bunlar insan vücudundaki tıpkı mineraller gibi hani mineral alır bedenimize kuvvetli olmasını sağlar bedenimizi dinç tutarız işte doğayı özellikle dağları dinç tutan bu mineraller sayfaları okumaya başladığımda canlı ve cansız ne var ise her şey gözlerimin önüne geliyor ve kendimi çok farklı alemde hissediyorum. Dünyanın bir çok evresinde bir anda Kambriyen döneminde bazen ise Paleozoik zamana gidiyorum bence araştırmak çok önemli çünkü gerçek üniversite önce sevgi sonra merak ve kendini tabiatın kollarına bırakmak gerisi kendiliğinden geliyor. Allah her şeyi bir denge üzerine  yaratmıştır. Geçmişteki canlı ve cansızların yok olmamış hallerinin insanoğluna göstermek için onları fosile dönüştürmüş ve milyonlarca yıldır bozulmadan günümüze kadar gelmiştir.

   Fosil Ormanı, turizm olanaklarına imkân sağlayan doğal kaynakların yanı sıra kültürel kaynaklara da katkı sağlayacaktır. Ağaçların bitkilerin fosilleşmesinin en önemli etkisi silisyumdan meydana gelir silisyum ile oksijen bileşiğinden meydana gelen silis fosilleşmenin en önemli kaynağı ağaçların taşlaşmasını sağlıyor. Günümüzden milyonlarca yıl önce volkanların patlama sonucu çıkan tüfler ve tozların etkisiyle tüm orman bölgelerinin kaplayarak ağaçların ve bitkilerin üzerlerini kaplayarak hava ve oksijenle temasını keserek ağaçların fosilleşmesini sağlamıştır bunların ilginç olanı ise dünyanın uzak topraklarında değil benim ülkem Türkiye’de yani güzel Uşak’ımızın dağlarında.  En güzel yanı dağların güzeli ise murat dağı Murat Dağı efsanelere konu olmuş ağaçlarıyla kayalarıyla şırıl şırıl akan sularıyla kışın karıyla baharda yağmurlarıyla muhteşem ötesi bir dağ murat dağının her karesini keşfedilecek çook yer var o yüzden daha nice güzellikleri arayıp bulmak ve onları milletimizle paylaşmak insanoğluna faydalı olabilmektir.

Kaynak: Ege'de Yenigün
Fotoğraf: Bayram Keleş

Son Güncelleme: 19.10.2019 23:15
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.