Onun annesi, benim ablam telefonda...

Sesinden belli... Birşey olmuş... hem de kötü birşey!

''Önce sakin olacağına, panik yapmayacağına söz ver'' diyor ve devam ediyor;

''MR sonucu geldi. Beyinde 7mm. büyüklüğünde kist görülmüş''!

Önce inkar mekanizmam giriyor devreye...

''Hayır'' diyorum... ''Öyle birşey yok... Olamaz... Olmamalı''!

Ardından gelen ağlama krizi uzun sürüyor...

20 dakikalık yol 20 saat sürüyor sanki.

Bana ''panik yapma'' diyen ablam kendinde değil...

O kocaman güzel ailemdeki herkesin yüzünde büyük bir acı...

Acı ondan saklanmak istendikçe büyüyor... Sığmıyor hiçbir yere!

Kızımdan sonraki kızım o benim...

Adını koyduğum... eda'lım...

Yarı yaşımda olmasına rağmen...

Arkadaşım...

Sırdaşım...

Güldü mü yüzünde güller açan...

İyilik meleğim.

Ona olmamalı bu!

Ailedeki bütün çocuklar gibi onun da birden fazla annesi ve babası var...

Hepimiz gönüllüyüz o lanet olası kisti ondan alıp taşımaya.

Her ailede vardır ya olaya el koyan, soğukkanlı biri...

Bizde de var...

Babalardan biri her zaman olduğu gibi herkesi sakinleştirmeyi başarıyor ve başka bir doktora gitmeyi öneriyor.

Gidilen medyatik doktor paniği artırmaktan başka bir işe yaramıyor!

Bir yandan arkadaşı olan bir beyin cerrahını önerirken diğer yandan da, ''sakın açtırmayın beynini'' deyip sinirleri iyice alt-üst ediyor!

Dost bir doktorun tavsiyesi ile ikinci bir MR çektiriliyor ve sonuç, aynı endişe, aynı acı, aynı panikle bekleniyor.

MR sonucu, benim bu hayatta mucizelerin olduğuna dair inancımı güçlendiriyor.

Çünkü, sonuç temiz... tertemiz!

İyi de ne şimdi bu!

Hangisine inanılacak?...

Evdeki bayram havası için erken mi yoksa?

Gözü kapalı güvenilebilecek bir doktor yok mu bu ülkede?

Var elbette...

Fazla aramadan bulunuyor...

Hatta nerdeyse o bizi buluyor eda'lımın o 'çok sevdiği' sayesinde.

''Her iki MR da doğru'' diyor doktor ve devam ediyor;

''İlk MR raporunu yazan doktor temkinli hareket etmiş... Pek çok insanda olan ama hiçbir zararı olmayan bir olguyu rapora koymuş. İkinci MR raporunu yazan da önemsiz gördüğü için yazmaya gerek görmemiş.''

Şimdi mi?...

Şimdi biz  o büyük, gürültücü, hep bir ağızdan konuşan, hep birlikte gülen İtalyan aileleri vardır ya...

Yine öyleyiz :)

Diyeceğim şu ki;

Başınıza ne gelirse gelsin...

Panik yapmayın ve umudunuzu asla kaybetmeyin...

Mucize diye birşey var...

Ve siz inandığınız sürece, ihtiyacınız olduğunda ortaya çıkmak üzere biryerlerde bekliyor.




Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
coşkun eroğlu 2012-07-25 00:05:35

yorumum iki kez silindi üzüldüm.ben emek verip yazıyorum,o anki duygularımı paylaşıyorum ve siliniyor.lütfen buna bir çözüm bulun efendim.ciddi konular ve güzel yazılar var.hak etmiyoruz biz bu düzensizliği.saygılarımla....özür dilerim sizden sayın eroğlu...

Avatar
ömer büyükbal 2012-07-25 15:45:43

ne güzel anlatım.. çok geçmiş olsun birhan hanım..

Avatar
BİRSAL KEKÜLLÜOĞLU 2012-07-27 16:59:52

gecmis olsun temennisi ile,
mutlu aile tablosunun uzun bir ömür bir arada kalmasını yüce yaratandan niyaz ederim....sevgi vede saygılarımla

Avatar
FERDA KARACA 2012-07-30 00:53:32

gözünüz aydin her karanligin sonu aydinliktir her şeyde bir hayir vardir.hayatiniz boyunca mutluluklar.

banner243