Türkler, 1925’te uçak yapmışlardı.
1961 yılındaysa otomobil üretmişlerdi.
1995’li yıllarda da cep telefonu üretmiş ancak;
Hiç birisini şu ya da bu sebeple ticarileştirememişti.

Türkler,  (TUSAŞ) “Anka” adında insansız hava aracı (İHA) üretti.
TSK 2012 sonu ve 2013 başı itibariyle 10 (İHA) uçak alacağını bildirdi.
İsrail ve Amerika’dan sonra dünyada bu tip uçakları üreten 3. ülke Türkiye.

Türkler, (Kale Kalıp / Baykar Makine) “Çaldıran” adı atında bir başka İHA daha ürettiler.
Amerika tarafından üretilen Predator ve İsrail tarafından üretilen Heron’dan bazı açılardan açıdan daha gelişmiş ve üstün özellikleri olan “Çaldıran”ı;
Milli Savunma Bakanlığı 6 Ocak 2010 tarihli Basın Açıklaması’nda yerli yapım insansız hava uçaklarının alımı yapılması için bu firmayla sözleşme görüşmelerinin başlandığını bir bülten ile kamuoyuna duyurdu.
Milli duyguları olanlar buna sevinmişti.
Bizimkiler KOBİ ölçeğinde bir firma bu işi başarmıştı, bak olmuştu, oluyordu!
Analar ne evlatlar doğuruyordu!
Hiçbir konuda pürüz yoktu.
Ancak bir konuda evrak eksiği sonradan ortaya çıkmıştı.
O da “Uçuşa Elverişlilik Sertifikası” adı verilen bu belge ne Heron ne de Predator’dan istenmemiş, başka hiçbir ülkede böyle bir belge istemiyordu.
Bu belge her ne hikmetse Çaldıran’ı yapanlardan isteniyordu.
Bu belgeyi kimin nasıl vereceği halâ bilinmediği için 12+6 (18) adet “Çaldıran” alımı bekliyor!
“Uçuşa Elverişlilik Sertifikası”nı hiçbir ülke talep etmiyordu Savunma Sanayi Müsteşarlığı’ndan başka!
Yaklaşık iki yıldır bu alımlar beklerken 2010 yılında TÜBİTAK Teknoloji Ödülü Çaldıran’ı yapan firma Baykar Makine’ye verildi.
Firma Çaldıran, Gözcü ve Bayraktar adı verilen değişik prototipler üretmiş ve üretmeye de devam ederken; Türkiye İsrail ile sorunu daha da artmış İHA ve diğer önemli mühimmat alımı için ABD’ye müracaat etmişti bu yılın başında.

Hemen Worldtribune’de altta linkini verdiğim haber yayınlandı Obama’nın ağzından ve bu haberle ilgili yalanlama gelmedi. “Özellikle ABD kongresinde Türkiye ile ilgili derin şüpheler bulunmaktadır.” Diyordu haberde.
Stratejik ortak Türkiye’ye güvenmiyordu ancak Malatya’ya kurulacak Füze Kalkanı anlaşmasını hükümet her nedense imzalıyordu. 
İnsansız hava araçları konusunda İsrail’e bağımlı olan Türkiye Heronları tamir için bu ülkeye gönderdi. Terör giderek artmaya devam etti.
Çaldıran, Bayraktar hangarda halen bekliyordu.
Heber365 Gündem adlı sitede bütün bu olayların müsebbibi bir bakıma ilan edildi;
Kara Kuvvetleri Komutanlığı Teknik Hizmetler Daire Başkanı Tuğgeneral Nevzat Kılınç Türkiye’nin insansız hava aracı üretmesine karşı!” denilmişti.
Başbakan, Milli Savunma Bakanı, Genelkurmay Başkanı, Hava Kuvvetleri Komutanı ve Savunma Sanayi Müsteşarının hiç yetkisi yoktu da, Kara Kuvvetlerindeki bir Tuğgeneral mi bu işleri engelliyordu, öyle mi?
Sabahın köründe evinden lojmanından generalleri kaldırıp cezaevine gönderen güç bu konuda neden susuyor ve beklemede kalıyordu?
19 Ekim sabahı 24 şehit 18 yaralı haberi duyuldu
Ateş sadece düştüğü yeri yakmıyor vatansever nice insan hüngür hüngür ağlıyordu.
Hükümetin yerli insansız hava araç alımını neden beklettiğini soracak iktidar ve muhalefet ne yapıyordu acaba medyaya demeç vermekten başka?
 
   
 
80 Yıl Önce Benzer Olaylar Yaşanmıştı
 
80 yıl önce Vecihi Hürkuş’un başına da benzer olaylar gelmişti.
Vecihi Hürkuş’un Türk Havacılık Tarihi’ndeki en renkli kişisi olarak yaşamını biraz aktarmakta fayda var.
Uçak düşüren ilk tayyareciydi.  
Rus uçağını düşüren Hürkuş, Ruslara esir düşmüş Hazar Denizi’ndeki Nargin Adası’ndan yüzerek İran’a geçmeyi başarmış ve 1918’de yurda dönerek görevine başlamıştı.
Yeşilköy’de aynı yıl bir avcı uçağı tasarımına başlayan Hürkuş, Mondros Anlaşması yüzünden bu çalışmaları yarım kalmıştı.

Kurtuluş Savaşı’na katılan Vecihi Bey İnönü ve Sakarya Savaşları esnasında başarılı keşif ve destek uçuşlarının yanında bir Yunan uçağını düşürmüş, Kurtuluş Savaşı’nın ilk ve son uçuşunu yapan astsubay pilotuydu. İşgal altındaki Gaziemir hava meydanına ilk giren kişi de oydu.
TBMM tarafından üç kez takdirname almış tek kişi olan Vecihi Hürkuş, kırmızı şeritli İstiklal Madalyası sahibiydi.

Savaştan sonra havacılık eğitiminin yanında Yunanlılardan ele geçen motorlardan yararlanarak ilk Türk Uçağı’nı imal eden Hürkuş, 28 Ocak 1925’de kendi adını verdiği uçağı uçurdu.
Ancak ilk Türk Uçağı’nın bu tarihi uçuşu cezalandırılmıştı!
Cezalandırılma sebebiyse izinsiz havalanması ve izin verecek merciinin bulunmamasıydı!

1930 yılında Kadıköy’de bir keresteci dükkânını kiralayarak 3 ay içersinde ilk Türk sivil uçağını inşa etti.
16 Eylül 1930’da Kadıköy Fikirtepe’de kalabalık halkın sevinç gösterileri içersinde ve basın topluluğu karşısında uçuşunu başarıyla tamamlayan, ardından da Ankara’ya uçan Vecihi Hürkuş’u artık bir başka ilginç olay daha beklemekteydi.

 “Uçabilirlik Sertifikası”  için başvuruda bulunmuş “Tayyarenin teknik vasıflarını tespit edecek kimse bulunmadığından gereken vesika verilmemiştir” demişti İktisat Vekilliği.
Vecihi Hürkuş, uçağı parçalara ayırarak kiraladığı bir vagona yerleştirerek Eylül 1930’da Çekoslavakya’ya hareket etmiş oradaki tüm teknik raporlar ve uçuş kontrollerinden sonra 23 Nisan 1931’de ülkenin yetkilileri tarafından düzenlenen özel bir törenle “Yaşasın Türk Tayyareciliği” yazılı pankartla onurlandırılmış ve uçakla 5 Mayıs 1931 günü de Türkiye’ye dönmüştü.
1931 yılında THK (Türk Tayyare Cemiyeti) yararına Türkiye turu düzenleyen Hürkuş, 1932 yılında Vecihi Sivil Tayyare Mektebi’ni  (Türk Sivil Havacılık Okulu) kurmuş ve bir çok  pilot yetiştirmiştir. Bunlarla da kalmayıp, ilk eğitim ve spor uçağını, uçak motorlu deniz kızağını ve Nuri Demirağ’ın masraflarını karşıladığı “NURİBEY” adı verilen kabin uçağını yapmıştır. 1954 yılında ilk sivil havayolu şirketi Hürkuş Havayolları’nı kurmuş 1969 yılındaysa hayata gözlerini yummuştu.  
...
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner421

banner420