1480 yılında Fatih Sultan Mehmet’e Floransa’dan bir mektup gelir.
Fatih’in ölümüne yaklaşık bir yıl kalmıştır.
Mektubu yazan kişi “Doğduğum ve özlediğim topraklarda ölmek istiyorum” der.
Belli ki akrabalarını, İstanbul’u ve Anadolu’yu çok özlemiştir.  
İstanbul’da beni bir kiliseye yerleştirmeniz mümkün mü?” diyerek Fatih’ten dilekte bulunur.

Mektubun sahibi Fatih’in çocukluk arkadaşı Sadık’tır.  
Onu Kiliseye yerleştiren de Fatih’tir.    
İlk padişah olduğu yıllarda Katolik Kilisesi’nde göreve başlamış daha sonra bugünkü İtalya’ya geçmiş ve Kardinallik statüsüne erişmiştir.
Aslında Kardinal Sadık, bir Müslümandır. 

Bugün Vatikan dediğimiz Katolikliğin Başkentindeki bilgileri Fatih’e özel ulaklar aracılığıyla göndermek, genişleme bölgesinden haberdar etmek bu kardinalin temel görevleridir.

“İstanbul’da beni bir kiliseye yerleştirmeniz mümkün mü?” talebine Fatih bir tek cümleyle yanıt verir:
- Göreviniz tamamlanmadan asla!

Çünkü gençlik yıllarında Fatih, Batı Roma topraklarını fethetmek ve Sadık’ı da Vatikan’ın başında “Papa” olarak görme planlarını yapmış, henüz hedef gerçekleşmemiş görev de tamamlanmamıştır.

Mektubun yazıldığı yıl (28 Temmuz 1480) Osmanlı Donanması Otranto’ya bir sefer düzenler ve Güney İtalya’nın bir kısmını fetheder.
Napoli Krallığı ve Papa telaşlanır.
Hattâ Papa Fransa’ya kaçmak ister
.
Çünkü her yerde “Fatih önümüzdeki yaz ordunun başında sefer düzenleyecek” şeklinde bilgiler yayılmaktadır.
Çok değil 9 ay sonra (Mayıs 1481) en yakın komutanlarının bile nereye düzenleneceğini bilmedikleri bir seferin son hazırlıklarını Gebze Çayırı’nda tamamlamak üzereyken Fatih aniden ölmüştür (3 Mayıs 1481).      

Bu ölüm bugün bile tarihçilerin üzerinde tartıştığı konulardan birisidir.
Fatih Sultan Mehmet zehirlenerek mi öldürüldü?”  sorusu tarihin derinliklerinde yanıt aramaya devam etmektedir.

Fatih’in ölümü nereye düzenlendiği bilinmeyen son seferini sona erdirmiş; Genç bir padişahken hedeflediği Roma İmparatorluğu ünvanına da erişememiştir.

Kardinal Sadık’ın da akıbeti meçhuldür.
Belki de papa olmuştur!

 (Kaynak: Prof.Dr. Erhan Afyoncu - Truva’nın İntikamı – Yeditepe Yayınevi)


KESNİZANİ TARİKATİ VE IRAK’IN İŞGALİNDEKİ ROLÜ 

Kesnizani kelime olarak “Kimse Bilmiyor” anlamındadır.
Kesnizani Tarikatı Irak’ın kuzeyinde 1960’larda faaliyete başladı.

Kadiri Tarikati’nin bir kolu gibi göründü. 
Mossad ve Cia ile ilişkiliydi.
Babanın kurduğu tarikat oğluna geçmişti. 
Oğul şeyhin basında bir tek fotoğrafı bile yoktu!

- Tarikatin Gerçek hedefIrak’tan Saddam’ın düşürülmesiydi!

Önce Kuzey Irak’ta, sonra da Irak’ın tamamında örgütlendi. 
Tarikate başta Kürtler, Araplar ve Türkler de çok ilgi gösterdi. 
Ortadoğu’nun patrimonyal yapısı içersinde gereken herkes bir şekilde organizasyona zamanla davet ve dahil edildi. 

Saddam Hüseyin’in diktatörlüğünün yakın çevresi mercek altına alındı. 
Saddam’ın en yakın komutanları, hanımı ve oğlu İzzet Duri 30 yıllık bir çalışmanın sonucu tarikatin müridi olmuşlardı.

Sadece Saddam Hüseyin’e değil Kuzey Irak’ta tehdit olarak gördüğü herkesi farklı şekillerde kullandı.
Barzani’ye Türkler için “Bunlar MİT’çi” diyerek fişledi!
"Türkiye hesabına çalışıyorlar" dediği kişileri de "ticari ya da başka metodlarla kafakola almaya" başladılar! 

Kürtler için Saddam’a “Bunlar İsrail ile çalışıyor!” dediler...
Sadece bir tarikat değil fitne üreten, farklılıkları kaşıyan, ihbar eden, yakınlaşan, elindeki bilgileri amaçları üzere nüfuz amaçlı kullanan bir fitne organizasyonu gibi çalışıyorlardı.
Zaten, her bir demografik grup için üretilecek fitneler ve farklılıklardan faydalanma zemini hazırdı!

ABD, 2003 yılı Nisanında Irak’a operasyon düzenledi.
Hedefinde başarılı da oldu!
Televizyonlarda izlediğimiz paşaların öngörülerinin hiç birinin tahmini tutmadı!
Irak hemen düştü ve işgal edildi.

Uçak, tank, top, tüfek ve mermi gibi mühimmatla...
Komutan, asker sayısı, deneyim, psikolojik güç ve imanla açıklanmaya çalışılan klasik askeri matematik artık, önemsizdi bu savaşta!

Çünkü Saddam’ın karısı, bir oğlu, komutanları ve niceleri Kesnizani Tarikati üyesi idi.
Saddam’ın bu tarikat üyesi olmayan Ali Hasan Mecid Güney Irak’ta ABD Güçleri’ne 19 gün direndi...

Kuzeydeki oğlu İzzet Duri’nin komuta ettiği bölgede askerlere “Baas, savaşta Tatile çıksın” dedi. 
Bağdat’ı koruyacak diğer oğlu Uday (Kusay) da abisinden yardım bekledi, yardım gelmedi. 
Baas tatile çıktı, Irak düştü!”

Irak’ın 2003’te ABD yönetimine geçmesinden sonra generallik, teknokratlık, bürokratlık ve diğer alt görevlerde bulunan yaklaşık 70 Bin insan taksicilik ve işportacılık yapmaya başladılar...

Bu 70 Bin kişiden bazı generaller taksicilik yaparken Irak’ın işgalinin arka planını ve ana aktörünü anlattılar:
- Kesnizani Tarikati!

(Kaynak: Prof.Dr. Ümit Özdağ - Kesnizani Tarikati veya Büyük Bir Örtülü Opeasyon - Orta Doğu ve Afrika Araştırmaları Merkezi - 25 Şubat 2015)

1480’de Fatih Sultan Mehmet'e mektup yazan Kardinal Sadık ve...
2003’te hedeflerine ulaşan Kesnizani Tarikati sizlere neler hatırlattı? 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner243